hepsibet
  • BIST 11165.44
  • Altın 6459.55
  • Dolar 49.8314
  • Euro 55.6829
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 14 °C
  • Tunceli 18 °C

CUMHURİYET: BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU VE GELECEĞE BIRAKTIĞI MİRAS

YILMAZ ÇELİK

Bazı tarihler vardır; yalnızca takvimlerde yer almaz, bir milletin hafızasına kazınır. Bazı günler vardır; geçmişin acılarını, verilen mücadeleleri ve geleceğe dair umutları aynı çatı altında buluşturur. 29 Ekim 1923, Türk milleti için işte böyle bir tarihtir. Cumhuriyet’in ilanı, yalnızca yeni bir devlet yönetiminin başlangıcı değil, aynı zamanda bağımsızlığını canı pahasına savunan bir halkın kendi geleceğine sahip çıkma iradesinin tarih sahnesine çıkışıdır.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Anadolu, işgalin, yoksulluğun ve büyük bir belirsizliğin içindeydi. Yıllarca süren savaşlar, nice ocağa ateş düşürmüş; analar evlatlarını, çocuklar babalarını, insanlar sevdiklerini toprağa vermişti. Bir ülke, yalnızca topraklarını değil, geleceğe dair umutlarını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Ancak bütün bu yıkımın ortasında, Anadolu insanının yüreğinde sönmeyen bir bağımsızlık ateşi yanıyordu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlayan Millî Mücadele, işte bu inancın ve kararlılığın eseriydi. Samsun’dan başlayan yolculuk, Amasya, Erzurum ve Sivas üzerinden Ankara’ya uzanırken bir milletin kendi kaderini eline alma kararlılığı giderek güçlendi. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla millî egemenlik düşüncesi kurumsal bir temel kazandı. Ardından verilen Kurtuluş Savaşı, büyük fedakârlıklar ve ağır bedeller sonucunda zaferle sonuçlandı.

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle bu tarihsel mücadele, yeni bir devlet anlayışıyla taçlandı. Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Artık devletin yönetim biçimi Cumhuriyet’ti ve egemenliğin kaynağı milletti.

Cumhuriyet, bir milletin kendi kaderi hakkında söz sahibi olmasıdır.

Cumhuriyet’in anlamı, yalnızca yönetimdeki değişiklikle sınırlı değildi. Bu yeni dönem; eğitimden hukuka, ekonomiden kültüre, toplumsal yaşamdan bilime kadar pek çok alanda köklü dönüşümlerin önünü açtı. Amaç, savaşlardan yorgun düşmüş bir ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak ve çağdaş dünyada güçlü bir geleceğe taşımaktı.

Atatürk’ün öncülüğünde gerçekleştirilen devrimler, toplumun yaşam biçiminde önemli değişiklikler meydana getirdi. Eğitim alanındaki düzenlemelerle daha çağdaş ve yaygın bir eğitim sistemi hedeflendi. Hukuk alanında yapılan reformlarla yeni bir toplumsal düzenin temelleri atıldı. Kadınların toplumsal yaşama ve siyasal hayata katılımını genişleten adımlar atıldı. Bilimin, aklın ve eğitimin toplumun gelişmesindeki rolü öne çıkarıldı.

Elbette bütün bu değişimler bir günde gerçekleşmedi. Cumhuriyet’in kuruluşuyla başlayan dönüşüm, kuşaklar boyunca devam eden bir emek, mücadele ve gelişim süreciydi. Her yeni kuşak, kendisinden önceki kuşakların bıraktığı mirası korumak ve geliştirmek sorumluluğunu taşıdı.

Bugün 29 Ekim’i kutlarken yalnızca geçmişte kazanılmış bir zaferi hatırlamıyoruz. Aynı zamanda kendimize şu soruyu da sormamız gerekiyor: Cumhuriyet’in bizlere bıraktığı değerleri ne ölçüde koruyabiliyor, gelecek kuşaklara nasıl bir ülke bırakıyoruz?

Çünkü Cumhuriyet, yalnızca geçmişin hatırası değildir. O, bugünümüzün sorumluluğu ve yarınımızın umududur. Cumhuriyet’i yaşatmak; farklı düşüncelere saygı göstermek, hukukun üstünlüğünü savunmak, eğitim ve bilime değer vermek, insan onurunu korumak ve herkesin eşit haklara sahip olduğu bir toplum için çaba göstermek demektir.

Bir ülkenin gerçek gücü yalnızca sahip olduğu topraklarla, ekonomik imkânlarla veya askerî kapasitesiyle ölçülmez. O ülkenin insanlarına sunduğu adalet, özgürlük, eğitim ve yaşam olanakları da geleceğini belirler. Cumhuriyet’in temel değerlerini güçlendirmek, toplumsal dayanışmayı büyütmek ve yurttaşlık bilincini geliştirmek bu nedenle hepimizin ortak sorumluluğudur.

Cumhuriyet’in yüzünü çevirdiği temel hedeflerden biri de çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmaktır. Bu hedef, geçmişin başarılarıyla yetinmeden sürekli öğrenmeyi, üretmeyi, sorgulamayı ve gelişmeyi gerektirir. Gençlerin düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, kadınların yaşamın her alanında eşit fırsatlara sahip olduğu, çocukların nitelikli eğitime erişebildiği ve hiç kimsenin kendisini dışlanmış hissetmediği bir ülke ideali, Cumhuriyet’in geleceğe uzanan anlamını güçlendirir.

Unutmamalıyız ki Cumhuriyet, farklılıklarımızı ortadan kaldırmamızı değil, farklılıklarımızla birlikte ortak bir gelecek kurabilmemizi mümkün kılan bir yurttaşlık anlayışıdır. Birbirimizi anlamak, dayanışmayı büyütmek ve ortak yaşam irademizi korumak, toplumsal huzurun temel taşlarıdır.

Bugün ülkemizin karşı karşıya olduğu sorunları konuşurken de umudu kaybetmemek, eleştirel düşünceden uzaklaşmamak ve çözüm üretme sorumluluğunu üstlenmek gerekir. Cumhuriyet’in değerlerini yaşatmak, yalnızca törenlerde bayrak sallamak veya güzel sözler söylemekle sınırlı değildir. Bu değerleri günlük yaşamımızda savunmak, hak ve sorumluluklarımızın bilincinde olmak, çocuklarımıza tarih bilinci kazandırmak ve ülkemizin geleceğine emek vermekle mümkündür.

29 Ekim, aynı zamanda geçmişte hayatını kaybedenlerin hatırasına duyulan saygının da günüdür. Bu topraklarda özgürce yaşayabilmek için mücadele edenleri, cephelerde savaşanları, cephe gerisinde emek verenleri ve bağımsızlık uğruna hayatını kaybedenleri unutamayız. Onların fedakârlıkları, bugün sahip olduğumuz bağımsızlığın tarihsel temelini oluşturur.

Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını anarken, bize bırakılan mirasın değerini yalnızca sözlerle değil, davranışlarımızla da göstermeliyiz. Geçmişe saygı duymak, geleceğe karşı sorumluluk almaktan ayrı düşünülemez.

Çünkü Cumhuriyet, bir kez kazanılıp bir kenara bırakılacak bir zafer değil; her kuşağın anlayarak, sahiplenerek ve geliştirerek geleceğe taşıması gereken ortak bir değerdir.

29 Ekim 1923’te yakılan bağımsızlık meşalesi, bugün de bu ülkenin insanlarının umutlarında yanmaya devam ediyor. O meşalenin ışığını geleceğe taşımak; aklın, bilimin, adaletin, özgürlüğün ve insan onurunun yanında durmakla mümkündür.

Cumhuriyet, geçmişten aldığımız bir miras, bugün taşıdığımız bir sorumluluk ve yarınlara bırakacağımız en kıymetli emanetlerden biridir.

Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bağımsızlık mücadelemizin bütün kahramanlarını saygı, minnet ve özlemle anıyorum.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Yaşasın Cumhuriyet!

                                          Yılmaz ÇELİK

Bu yazı toplam 64 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1971-2023 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim