Güneşli bir gündü. Güneşin sıcaklığı, havayı da ısıtmıştı. Siyah kargalar, sürüler, koloniler halinde BAHAR Mevsiminin geleceğini müjdelercesine gökyüzünde adeta merasim geçidi yapıyorlardı. Karlar erimişti. Yiyecek bulacakları alanlar açılmıştı. Kışın yoğun karda pencere önlerine yemeleri için koyduğumuz yiyeceklere, ihtiyaçları kalmamıştı.Coşkulu akan MUNZURUN, sesi,serinliği,şehre yayılmıştı..
SEYİT RIZA Parkının da karları erimişti. Yeşil halısı açığa çıkmıştı Ziyaretçisi artmıştı. CAN YOLDAŞLAR Belediye tarafından toplanıp, bakım evlerine götürüldüğünden kulübeleri boştu. Yanı başında bir kedi güneşleniyordu. Küçük serçeler Baharın yakında geleceğini müjdelercesine cıvıldaşıyorlardı.
Hastaneye gidecek minibüs dolmak üzereydi. Randevu saatim yaklaşmıştı. İlimizin tek hastanesinde, Elazığ hastanelerinde gördüğüm yoğunluk yoktu. Sakindi. Muayene olmak istediğim göz doktorlarının hastalarında da yoğunluk yoktu. Hizmete sokulmuş,modern cihazlarla,göz muayeneleri yapılıyordu..
Muayene sonrası, yakın zamanda Baş Hekimliğe atanan Baş Hekim, Aydın Beyi ziyaret ettim. Baş Hekim Aydın Bey, hastanemizde uzun yıllar, sağlık hizmeti vermiş, Branşının dışında gelen hastalara, da yardımcı olmuş, hemen herkesin, Tuncelilerin, yakından tanıdığı Tuncelili ünlü bir doktorumuzdu.
Sağlık Müdürlüğümüz, sağlık hizmetlerinde, yapılan yenilikleri, değişimleri, çalışmaları, verilen hizmetleri, düzenli olarak basınla paylaşmaktadırlar. Sağlık Müdürlüğünü, Sağlık Hizmetleri kapsamında, kanseri erken teşhis eden, modern cihazlarları hizmete sokması, binlerce kişiyi, kanser taramasından geçirmesi, önemli büyük bir sağlık hizmetiydi. Aynı kapsamda, dokuları daha net görüntüleyen,ULRASON cihazını, hizmete sokması da, çok önemli bir sağlık hizmetiydi.
Günümüz dünyasında insan sağlığına, büyük zarar veren SİGARA BAĞIMLILIĞINDAN, içenleri, kurtarmak için, tıbbı ve Psikolojik destek vermesinin de, hizmete sokulması önemli bir sağlık hizmetiydi.
Sayın Baş Hekim Beyi ziyaretimizde, hastanemizde yapılan yenilikleri, hizmetleri, değişimleri, sordum. Gülümseyerek, rahat güvenli bir ifadeyle, ‘Sağlık Müdürlüğümüz, tarafından yakın zamanda hastanemizin hizmetine verilen, modern sağlık cihazlarını, hizmete koyduk. Yeni modern sağlık cihazlarıyla, teşhis tanıda, başarılı hizmetler verilmektedir. Kanser, teşhis tanımı kısa sürede yapılmaktadır. Kanser tanısı konulan hastalar, erken teşhis sayesinde hastalık ilerlemeden tedavi edilmektedirler. Hastanemizde hizmete soktuğumuz, modern göz muayene cihazları ile başarılı hizmetler verilmektedir. Bu güne kadar yapılmayan hizmetlerden birini de, hayata geçirdik. Randevu alamamış, engelli, yaşlı hastaları, görevlendirdiğimiz bir ekip karşılayacak, randevu almalarını sağlayarak, muayene olmalarını, yapılması gerekli sağlık hizmetlerinin, verilmesinde yardımcı olacaklardır.’Dedi. Yaşlı biri olarak Baş Hekim Beye teşekkür ettim.
Sayın Baş Hekim Beyden, hastane külliyesini, yapısını sordum.’Sağlık hizmetlerinin kapasitesi arttıkça, hastanenin kapasitesi yeterli olmayacaktır. Yağışlarda çatılardan içeriye sular aktı. Giderek artan araç nedeniyle, oto parkı, yeterli değildir, Hastanemizin genişleyecek arsası olmadığından gerekli ekler, genişlemeler de yapılamıyor. Yakın zamanda SAĞLIK Bakanımız ilimizi ziyarete gelecektir. Eksiklerimiz, Sayın Valimiz, Sayın Sağlık Müdürlüğümüz tarafından Sayın Bakanımıza sunulmuş olacaktır. Sayın Baş Hekim Beye, Yeni bir hastanenin inşası olamaz mı.’Diye sordum.’ Olmalıdır.’Dediler. Üniversitemizde TIP dalı, branşı, olmadığından, Şehir Hastaneleri, benzeri bir hastanemizin, kurulması, Tunceli için, büyük bir yatırımdır. Büyük bir projedir. Büyük bir kazanımdır. Bu kazanımda payı olanlar Tunceli sağlık tarihine yazılıp, unutulmayan isimler olacaklardır..
Sayın Baş Hekim beye,’Rusya’dan gelip hastanemizde çalışan, sosyal medyada haber olan ELENA adlı doktoru merak ettiğimi, tanışmak istediğimi söyledim. ‘Olur.’Dediler.’ Görevlendirdikleri bir bayan memurla, doktor hanımın görev yaptığı muayene yerine, görüşmeye gittik. Kadın doğum uzmanıymış. Servisteki yatan hastalarına, bakmaya gitmişti. Muayene odasının çevresi oturan bayanlarla doluydu. Bekledik geldiler. Beyaz doktor gömleği üzerinde, uzun boylu, gülümseyen yüzlü, tipik bir RUS kızıydı. Öncelikle, Türkçe konuşmasını merak etmiştim. Bizim kadar olmasa da mükemmel Türkçe konuşuyordu. Bu kadar güzel Türkçe konuşmasını sordum. .Gülümseyerek,’12 yıldır. Türkiye’deyim. Tuncelili biriyle evlendim. Türkiye’ye yerleştim. Rusya da bir Üniversitede akademisyendim. Tunceli’ye gelmeden önce Ankara’da 5 yıl Ankara Devlet Hastanesinde görev yaptım.’Diyordu. Doktor Elenadan Tunceli’yi sordum. Gülümseyen sevinçli bir ifadeyle ‘ TUNCELİDE OLMAK BAŞKADIR. Büyük kentler, insanı adeta boğuyor. Tunceli’de sabahları kalktığımızda, horoz sesi, su sesi duyuyorum. Temiz havada Doğayı seyrediyoruz. İş yerimizde hastanede, büyük şehirlerdeki gibi yoğunluk yok. İnsanı çok güzel, TUNCELİ BAŞKADIR.’Dedi.
Rus kızı, Elena, ZÜLKÜFAR soyadını taşıyan, doktorumuza, Tunceli’ye geldikleri için, sağlık hizmeti verdikleri için, bizi nezaketle karşıladıkları için teşekkür ettim.





























