• BIST 10726.36
  • Altın 2490.697
  • Dolar 32.8007
  • Euro 35.1041
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 27 °C
  • Tunceli 29 °C

GÜNÜN ÖNE ÇIKARDIKLARI

Fikri TAŞ

     Yakın zamanda trafik kazası geçiren gazeteci yoldaşım aynı zamanda tarım uzmanı ERGÜDER ÖNER’İN gönderdiği Dersimin ünlü dağ sarımsağının tohumlarını, bahçemde ekmek için hafta sonu köyün yolunu tuttum. Annesi Elazığ’a giden RONYADA bize katıldı. Esen rüzgârdan, soğuk havadan, kışın ayak sesleri duyuluyordu. Ağaçlar giysilerini çıkarmış, etrafına saçmış. Çırıl çıplaklardı. Evlerin bacalarından dumanlar tütüyordu. Köy sessizliğe bürünmüştü.

  Köylüye ‘Nedir bu sessizlik. Köyde sanki hiç kimse yok gibi.’ dedim. Köylü: “Havalar soğudu. Kış kapıda. Sobalar yandı. Artık yaşam evde, sobanın önünde’ dedi ve ekledi. “Köyün etrafını, yazı yabanı da sessizlik kaplamış. Geçen yıllar, köyün çevresinde keklikler öterdi. Şimdilerde onlar da ötmez oldu. Geçen soğuk kış onları kırdı geçirdi. Kalanını da vahşi avcılar katlettiler. Bu durumda keklikleri artık rüyalarımızda göreceğiz.’ diyen köylü çok üzgündü. Umutsuzca köyün çevresindeki tepelere bakıyordu.

   Köylünün kekliklerle ilgili anlatımı beni de çok üzmüştü. Geçen yıl çok soğuk geçen kış, çok yağan kar, onları köylünün deyimi ile kırıp geçirmişti. Kalanını da, yiyecek bulmak için yollara, yerleşim yerlerine dökülenleri, göç edenleri de, avcı katiller, acımasızca, alçakça katletmişlerdi. Üstelik açlıktan, soğuktan, ıslanmış kanatlarından, dolayı uçamıyorlardı.

   Kınalıların yaşadığı bölgelerden, BABAOCAĞI Köyünden gelen yaşlı bir kadınla, KUTUDERE çevresinden gelen bir yaşlı adam, adeta bana yalvararak: “Yetkililere söyleyin geçen kış katliamdan kurtulan, geride kalan keklikler için,  kış gelmeden hazırlıklarını yapsınlar. Kışın yiyecek bulmak için sığınacakları mağaralara, yerlere, şimdiden yiyecek koysunlar. Bunu yapmazlarsa kalanları da yok olup gidecek, Dağlarımız onlarsız çıplak kalacak.’ diyerek yalvardılar.

    Onların yanında yaban hayatından sorumlu, oldukça duyarlı olduğunu bildiğim yetkili, Haydar beyi aradım. Onların söylediklerini aynen aktardım. Haydar Bey, onlarında duyacağı şekilde açık mikrofondan: “Rahat olsunlar. Her türlü hazırlığımızı yaptık. Yemleri hazırladık. Yemleri koymamız gereken yerleri, çevreden bilenlerin bize bildirip göstermelerini, rehberlik yapmalarını, yardımcı olmalarını istiyoruz. Aynı zamanda, onları, keklikleri avlayan avcıları bize bildirmelerini istiyoruz. Onların, kekliklerin, tekrar çoğalması, korunması için her türlü tedbiri almaya, çalışmayı yapmaya, hazırlıklıyız. Hazırız.’Dedi. Bu açıklama, köylüleri sevindirdiği, umutlandırdığı gibi beni de umutlandırmıştı.

   Bu köşeden çağrımı yanalız, Çevreyi, doğayı, yaban hayatını korumakla sorumlu, Haydar Beye değil, doğayı üstündekilerle birlikte seven bütün duyarlı DOĞASEVERLERE DE yapıyorum.’ Doğaya zarar veren, geleceğimizi katletmek isteyenleri, yakınınız bile olsa asla af etmeyiniz. Yetkililere bildirin. Haklarında gereken ne varsa yapılsın.’

   ‘Bunu yalnız, kınalı keklikler için değil, yılan dâhil doğadaki bütün hayvanların korunması için de yapınız. Sularımızı kuruturcasına yapılan balık katliamları içinde yapınız.’

  +  +  +

    KAZANIMLARA YAZIK OLACAK

    Bir önceki yazılarımda, dikkat çekmiştim. Uzun yıllar, emniyetle, Halk, devlet, arasında yaşanan soğukluk, uzaklık, son yıllarda emniyet müdürlüğüne atanan emniyet Müdürlerinin yaklaşımları, uygulamaları ile büyük ölçüde giderilmiş. Halkla, Emniyet Müdürlüğü, emniyet yetkilileri arasında güvene dayalı bağlar kurulmuş. Emniyet Müdürlüğü, halktan uzak, korkulan bir kurum olmaktan çıkmıştı. Geliştirilen ilişkiler, devlete olan güveni de artırmıştı.

  İçinde bulunduğumuz, son yılda, son günlerde yapılan gözaltılar, ne yazık ki kazanılan bu tarihi kazanımları alıp götürmekte, yöre halkını kazanmanın aksine, yöre halkını kaybetmekte, istenmeyen yerlere itmektedir. Devlete asla ve asla hiçbir kazanım sağlamamakta, aksine büyük zarar vermekte, toplumsal tepkiye yol açmaktadır.

   Ülkemizin, Türkiye’nin de kabul ettiği ve imzaladığı, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİNİN yayınlandığı tarihten bir gün sonra yapılan son gözaltılarda, bir önceki gözaltılardan farklı, tepki çeken uygulamalardan kaçınılmasına, rağmen,  insan hak ve özgürlüklerini ihlal edici, uygulamaların hala sürdürüldüğü gözaltı yapılan ailelerin anlatımlarından anlaşılmaktadır.

   Şiddete dayanmayan eylemlerin, eylemlere katılmanın, evrensel hukuk kurallarında terör suçu sayılmadığı gibi bizim ülkemiz hukuk yasaların da da terör suçu sayımlamamalıdır.

  Gözaltına alınanların şiddet eylemlerine katılmadığı, hemen herkes tarafından iddia edilmektedir.

  Gözaltına alınanlar hakkında, gerekli çalışmaların Emniyet Müdürlüğü tarafından yapıldığı, hazırlanan dosyalar, raporlar doğrultusunda, özel yetkili savcıların gözaltı kararı aldıkları ileri sürülmektedir.

  Kamuoyu tarafından paylaşılan demokratik açılımlara imza atan, halkla ilişkilere önem veren Emniyet Müdürlüğü, bu konuda daha duyarlı davranmalı, yılların kazanımlarını alıp götürecek, devlete, toplumsal barışa zarar verecek işlemlere, uygulamalara izin vermemelidir.

        Fikri TAŞ

*Sitemizde yayınlanan köşe yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir.

   

   

Bu yazı toplam 1644 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
123456
Tüm Hakları Saklıdır © 1971-2023 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim