• BIST 9814.19
  • Altın 2435.362
  • Dolar 32.3524
  • Euro 34.3983
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 13 °C
  • Tunceli 9 °C

BÜTÜN YOLARIN ÇIKTIĞI ANKARADA YENİ YILA GİRERKEN

Fikri TAŞ

    Yaklaşık üç buçuk milyon, konaklayan misafirleri ile yaklaşık  beş milyon nüfusa sahip olduğu söylenen, bütün yolların çıktığı Ankara’da yeni yıla girmenin heyecanını geçmiş yıllara oranla daha az  gördüm. Geçmiş yılların çokluğu, yerini, daha bir azlığa bırakmış gibiydi. Kamuoyunu haberdar eden, bilgilendiren bazı renkli basının, kanallarının, flaş olarak verdiği, zengin azınlığın, dünya evine girercesine, yeni yıla girecekleri beş yıldızlı mekânların reklamı, tanıtımı dışında sokaktaki vatandaşta yeni yıla girmenin heyecanı yoktu. Sokaklar, alışveriş mekânlarının önü artan nüfusa oranla eskisi gibi coşkulu, kalabalık değildi. Kızılay’ın merkezinde, yeni açılan bir alışveriş merkezinin önünde, uzun bir kuyruk, kalabalık vardı. İçeri girmeyen kalabalık dışarıda kapı önünde ikram edilen pastayla içeceği almak için sıraya girmişlerdi. İkramı alanlar, içeriye girip alışveriş yapmadan yürüyüp gidiyorlardı.
    Alışveriş mekânlarında, geçmişe oranla müşteri yok gibiydi. Dar gelirlilerin alışveriş yaptıkları, ucuz kalitesiz ürünlerin satıldığı yerlerde, her hallerinden yoksul oldukları belli olan, ülke nüfusunun büyük çoğunluğu insanlar vardı. Yılbaşında belki ucuzluk olur, umudu ile gelmişlerdi. Hayal kırıklığına uğradıkları ellerinde olması gereken, olmayan poşetlerden, paketlerden anlaşılıyordu.
    Lüks, kaliteli ürünlerin satıldığı alış veriş mekânlarında da kimsecikler yoktu. İnternetten, daha büyük ünlü alışveriş merkezlerinden, yabancı ülkelerden alışveriş, o mekânlara gelmeleri beklenenleri engellemiş azaltmış olmalıydı.
   Kaldırımları talih kuşları adeta işgal etmişlerdi. Adım başı onlar vardı. Ötüyorlardı. En büyük coşku, heyecan talih kuşları Nimet Abla’nın yazılı olduğu satış noktalarında vardı. Talih kuşları, sanki hep oralarda toplanmışlardı. İnsanlar, Nimet Ablanın levhası önünde kuyruğa girmiş, talih kuşunun başlarına konmasını bekliyorlardı. Yanı başında aynı yılbaşı milli piyangosunun biletlerini satan seyyar satıcının önünde kimsecikler yoktu. Yalnızlığına üzüldüm. Çeyrek bilet alırken sordum. ‘Senden üç beş adım ötede, satılan biletler, senin sattığın gibi, Milli Piyango idaresinin düzenlediği yılbaşı biletlerinden değimli?’ dedim. Acı bir gülümsemeyle, ‘Aynısıdır.’ dedi. Üsteledim. ‘Öyleyse niye? ’ dedim. ‘Onlara bakarak, aynı acı gülümsemeyle, ‘bana değil onlara sor.’ dedi. Bende, onun gibi, bu çağda Nimet abladan umut bekleyen, kuyruğa girmiş o insanlara, acıyarak baktım.
   Ülkenin Başkentindeki balıkçılardan, Norveç somonu aldım. ‘Varsa kellesinde istiyorum.’ dedim. Yüzüme bakmaya tenezzül etmeden, ‘kellesini ne yapacaksın. Çöplüğe attık.’ dedi. Aynı balığı satan, yan yana dizili balıkçılardan, sordum. Hepsi çöplüğe atmış. Bütün yolların çıktığı Ankara’da.

******


   Yılın son resmi gününde, bir banka işlemi için, Kızılay’ın merkezinde Garanti Bankası şubesine gittim. Sıra numarası alarak oturdum. Uzun süre, sıramın gelmesini bekledim. Sıra gelmedi. Yanımda oturan yaşlı bir vatandaşa, ‘Burada işlemler niye bu kadar ağır gidiyor.’ dedim.’ Tabi. Biz ikinci sınıf müşteriyiz de ondan.’ dedi.  ‘Ne demek.’ dedim. ‘Elinde bankanın kartı olanların işlemlerini, öncelikle yaptıklarından bize sıra, gelmiyor.’ dedi. Devam etti. Bu bankayı, tercih etmemizin suçuymuş, yanlışıymış gibi.’ dedi. Böyle bir öncelikten, imtiyazdan bilgim olmadığından, Tunceli Şubesinde, böyle bir ayırıma tanık olmadığımdan şaşırdım. Cebimde bankanın kartı vardı. Gittim görevliye gösterdim. Alıp bana yeni bir numara verdi. Bekletilmeden işlemim yapıldı. Benden çok önce sıraya girdiğini tahmin ettiğim imtiyazsız vatandaştan, utanarak, gizlenerek bankadan çıkarken, hala, bekleyen vatandaş, bana bankanın imtiyazlı adamıymışım gibi öfkeyle bakıyordu.
   Bütün yolların çıktığı Ankara’da, 2011’in son günüydü, Sokaklar bir önceki günlere oranla daha çok kalabalık, daha çok yoğundu. Sanki bütün Ankara Kızılay’a dökülmüştü. Geniş sokaklarda insan seli akıyordu. Kaldırımlarda yürümek zorlaşmıştı. Her köşede uzayan kuyruklar vardı. Köşe başlarını, başlarında kasları, asılı copları ile robocop diye adlandırılan çevik kuvvet polisleri tutmuştu. Yapılacak gösteriler için hazır bekliyorlardı. Eli paketli, poşetli insanlar, koştururcasına yürüyorlardı, Anlaşılan, yeni yılı, evlerinde karşılayacaklardı. Talik kuşları susmuş,bitmişti. Metrolar, belediye otobüsleri, minibüsler, taksiler, yeni yılı karşılama törenlerine katılmak isteyenlerle dolup, dolup, taşmıştı.
  Geride bırakacağımız yıl, İnsanlık için, barışçıl, huzurlu, bir yıl olmadı. Çatışmaların, doğal felaketlerin, insan ölümlerinin çokça yaşandığı bir yıl oldu. Umarız, MAYALARIN, kehanetleri geride bıraktığımız yılda kalır. 2012 Yılı, insanlığa barışı, huzuru, getirir.
   Bu yazımın yayınlanacağı, yeni yılın ikinci günü, bütün yolların çıktığı Ankara’dan, DİLANA, çok sevdiği köpeği Mavişe, bir sonraki yeni yılbaşlarında, tekrar bir araya gelme dileği ile veda edip, geldiğimiz yoldan, kısa zamanda özlediğimiz DERSİM’e, dönmüş olacağız.
   Bütün okurlarıma, yeni yılda, diledikleri mutlulukların gerçekleşmesini, diliyorum.
   

 

Bu yazı toplam 1644 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
123456
Tüm Hakları Saklıdır © 1971-2023 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim