• BIST 9374.2
  • Altın 2031.88
  • Dolar 31.0075
  • Euro 33.5663
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 1 °C
  • Tunceli 6 °C

ONLAR, ÜÇ FİDAN

Fikri TAŞ

      1972 yılı 6 Mayıstı. Köyde öğretmendim. Kaybettiğim, sevgisine doyamadığım, henüz iki yaşındaydı. Akşam radyodan izlediğimiz haberlere bakılırsa, o gece Ankara’da tarihin affetmeyeceği bir cinayet, katliam işlenecekti. 

      Gece geç saatlere kadar uyuyamamıştık. Sabahın erken saatinde radyoyu açtım. Evet. Ankara’da beklenen, tarihin affetmeyeceği cinayet, katliam işlenmişti. Radyo günün ilk haberi olarak vermişti.
      Ülkesinin bağımsızlığını, Türk ve Kürt Halklarının dostluğunu, kardeşliğini, isteyen, işçiyi, emekçiyi, savunan, hiçbir cinayet işlememiş. DEVRİMCİ üç fidan, anayasa suçu işleyen darbeciler tarafından infaz edilmişti. Kendilerinin, anayasayı silahla iska ederek işledikleri ihlal suçunu, masum üç fidanın üstüne atmış. Anayasayı ihlal ettikleri suçlaması ile ölüme mahkûm etmişlerdi.
   Yakın tarihte, boğazına lokma tıkanarak, tıpkı ölüm kararını verdiği üç fidan gibi boğulup ölen cellât, ALİ ELVERDİ. O tarihi gecede, yerde yatan DENİZ’İN, cesedine ayağı ile dokunarak,’Amerikan parkası giyen DENİZ, Amerika’ya karşı çıkarsın ha, böyle yaparım seni.’Demişti.
   ONLAR, ÜÇ FİDANLAR, Türk ve Kürt Halklarının, işçilerin, emekçilerin, gönlünde ölümsüzleşirken, cellât Ali Elverdiler, Onların, darbeciler tarafından verilen cezalarını, baskı ile mecliste onaylatan, Ali Elverdi cellâdını, milletvekili yapıp ödüllendiren, SÜLEYMAN DEMİREL, Tarihin sayfalarında, ÜÇ FİDANIN, katilleri olarak nefretle anılacaklardır.
   Türk ve Kürt halkı, işçiler, emekçiler, ölümsüzleşmiş üç fidanı, her 6 MAYISLARDA daha büyük bir sevgiyle sahiplenecek, onların başlattıkları mücadeleyi, daha yükseklere taşıyacaklardır.
  Onlar, ölmedi. Türk ve Kürt Halklarının, emekçilerin, devrimcilerin, gönlünde ölümsüzleşti.
    
ACIMIZI KATLAYAN KAYIP
    Sevgisine doyamadığımızın acısı, bizi yakarken, onun beklenmeyen acısı, acımızı bir kat daha artırdı.
   Korkmaz hanı diye bilinen hanın bir köşesindeki iş yerinde tanışmıştık. Saatimin kordonunu değiştirmek için gitmiştim. Güler yüzle karşılamıştı. Unutamadığım, ilgimi çeken, iki kafes, kafeste, benimde sevdiğim, o sıralar evde beslediğim kınalı keklikler oldu.
   O keklikleri görmek, onlara takılmak, sevmek için zaman, zaman giderdim. Dostluğumuz, giderek artmıştı.
   Dükkân, sahibi, iş yerinden çıkmasını isteyince,  üzüntüsünden Tunceli’yi terk etmeye kalkmıştı. Engel olmuş. Bırakmamıştım. Bizim bulunduğumuz handa bulduğumuz bir dükkâna taşınmıştı.
   Artık yakın bir komşumuzdu. Komşuluk ilişkilerine değer veren, komşuları tarafından güvenilen bir komşuydu. Hanın yöneticisi yapmıştık.
   Eşimin bir banka kredisi işleminde, yakınlarım, arkadaşlarım, kefil olmak istemezken. O, severek gelmiş. Kefil olmuştu.
   Şehrin iki saatçisinden biriydi. Arkadaşı, çevresi çoktu.
   Ailesine çok düşkündü. Çocuklarını çok severdi. Deyim yerindeyse yemez, çocuklarına yedirirdi. Çocuklarını özenle yetiştirmeye çalışırdı. Kitabı, okumayı sevdirmişti çocuklarına. Kızının tedavisi için Ankara’yı, suyolu yapmıştı. Hafta sonları çocukları ile pikniğe gitmeyi, onlara, elerliyle, hazırladığı yiyeceklerle ziyafet çekmeyi çok severdi.
   Bilinçli biri olmasına rağmen, kötü beslenirdi. Spor yapmazdı. Öldüren sigarayı ağzından düşürmez, kalp krizini tetikleyen biradan vazgeçmezdi.
   Geniş, beyaz tenli yüzünde gülünce güller açardı.
   Cenaze namazında, onu hep o gülen yüzüyle gördüm. Sevgisine doyamadığıma kızdığım gibi ona da kızdım.’Neden tedbir almadınız. Neden kötü öldürücü alışkanlıklarınızdan, vazgeçmediniz. Neden, bizi yakan bu acıyı, bize layık gördünüz.’Dedim.
   Ondan, yanına gittiği sevgisine doyamadığımıza, sevgimizi götürmesini, Onu her geçen gün daha çok özlediğimizi, onun sevgisine doyamadığımızı, tanrıya onu sonsuza dek cennetinde tutması için dua ettiğimizi, bize çektirdiği acının çok büyük olduğunu söylemesini istedim.
  İlk babalık aşkı, sağlığı için Ankara’ya sık, sık götürdüğü kızı, babasının üstü, toprakla örtülürken, o, yanı başında donuk gözlerle bilinmeyen bir yere, birilerine, bakıyordu. 
  Kaybettiğine inanmadığı, gönlünde yaşattığı babasına, bakmış, olmalıydı.
  SAATÇİ ZEKİNİN beklenmeyen kaybı, sevenlerini, bizi çok üzdü. Ailesine, yakınlarına, baş sağlığı, ona, sevgili ZEKİYE, Allahtan rahmet diliyorum.

           Fikri TAŞ
           [email protected] 

*Sitemizde yayınlanan köşe yazılarının sorumluluğu yazarlarına aittir.

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Halkın Sesi Gazetesi veya www.tuncelihalkinsesi.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bu yazı toplam 1762 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
123456
Tüm Hakları Saklıdır © 1971-2023 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim