• BIST 100.339
  • Altın 275,548
  • Dolar 5,6986
  • Euro 6,3000
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 21 °C
  • Tunceli 20 °C

OSMANLI-BEKTAŞİ YOL AYRIMI

ADİL YETER
Bu karardan sonra dergah başlarından alınan Bektaşi Babalarının kimi katledilmiş kimisi de sürgüne uğratılmıştır.1826 yılından sonra kimi Bektaşi tekkeleri yıkılmış, yıkılmayan Bektaşi dergahları da NAKŞİBEN diye şeyhlerine teslim edilmiştir.
İstanbul'da kadın sayılarak yıkılmayan Bektaşi tekkelerine özellikle Nakşibendi şeyhler atanmıştı.Hacı Bektaş dergahına da postnişin olarak Nakşibendi tarikatı şeyhlerinden Kayserili Mehmet Sait Efendi atanmıştı.(1828 yılında Mehmet Sait Efendi Hacı Bektaş Dergahına Nakşibendiyye Camı adı ile anılan Cami yaptırmıştır.) Nakşi şeyhler atanarak Bektaşilerin ehli sünnet yapılması amaçlanıyordu.
Daha önce Oğuz-Türk halkının başına geldiği gibi bu kez de Bektaşiler ölümle kalım arasında bir seçimle karşı karşıya kalmışlardır.Bektaşilerden, bir çokları yaşamlarını kaybetti.
Ötekiler sunni kılığına girdi ve ortada Bektaş adında ve kıyafetinde kimse kalmadı.Bazı askerlerin birer birer yakalanıp yapılan soruşturmalarında Bektaşi kıyafetinde bir adamla resmi ve rüya üzerine görüştükleri, söyleştikleri anlaşılmıştı.Sekizi divan-ı harbe verilerek askerler önünde kurşuna dizilmiş, Üsküdar halkından dokuz kişide sürgün edilmişti.Ör: (Zulmün tarihinde detaylı yazılmıştır.)
Burada önemli bir nokta; Bektaşi Babalarına yüklenen suçlar arasında; Örn: Kıncı babaya; ilk üç halifeye sövme suçları vardır.Onların dördüncü halife Ali hakkında kötü bir söz söylemeleri mümkün değildir.Zira Ali onlar için Tanrısaldır.Oysa daha önce sözünü etmiş olduğumuz ve Osmanlı Padişah fermanlarından örneklemiş olduğumuz, Anadolu Kızılbaş-Alevi önderlerine yüklenen suçlar arasından onların dört(4).Halife Ali idi.Yani Anadolu Türk-Oğuz halkı için İslamiyetin dört Halifesinin birbirinden ayrıcalığı yoktu, onlar Arap Kültürüne bağlı düşünce ve inancın temsilcileri veya ilk dört halifesi idiler.Onlar birbirlerinden ayıran siyasi ve sosyal nedenler, ancak o kültür içerisinden önemliydi.
Bu ince ayrıntı dahi Anadolu Aleviliğiyle Bektaşilik arasındaki ayrımı ortaya koymaktadır.Bektaşiler Arabistanın dördüncü halifesi Ali'ye yönelip onu kutsal sayarlarken Anadolu Kızılbaş Alevi toplulukları kendi İLBAŞ veya Al-ileri'ne yöneliyor, Ulus Anası'nın varisi olması nedeniyle onu kutsal sayıyorlardı.
Oğuz-Türk kültüründe Ulus Anası Ocağının varisi olarak toplumun inanç başı olan Al-İ'nin töresel düzende kutsal bir konumu vardı.Bu bağlamda, Bektaşiliğin 4.halife Ali'ye İsa yoluyla yüklediği Tanrısallık ile Oğuz-Türk İLİ'nin başı olan Ali'nin tanrısalları örtüşmekteydi.İsimleri ifade eden sözcüklerin içsel anlamları, başka başka tarihsel kökleri ifade etmiş anlamlarına rağmen dış görüşlerinde benzerlik taşımaktaydılar.
Osmanlı ile yolları ayrılan ve gizliliğe çekilen Bektaşiler töre dışı (noncomformist) zümrelere yakıştırılagelen türlü iftiralara uğrayacaklar; yakınlarıyla cinsel ilişki ve içki alemleri ile suçlanacaklar, "MUM SÖNDÜ" lerden söz edilmeye başlanacaktır.Törenler sırasında yanan mumlar gece olunca söndürülerek, horozlar ötünceye kadar süren alemler başlamaktadır.Bu iftiralar kamuoyunda öyle derinlere inmektedir ki; günümüze kadar süregelmişlerdir."Yapan ve yazanlara yazıklar olsun."DERİM.(Hacıbektaş Eseneden)
Bu noktada töresine bağlı Türk-Oğuz halkına yöneltilen iftiraların, bu kezde Bektaşilere aynen yönlendirildiğini görmekteyiz.Kader Osmanlı karşısında Alevi-Kızılbaş Türk-Oğuz halkı ile Bektaşilerin yol çizgisini birleştiriyordu.
DEVAM EDECEK…
 
 
 
 
Bu yazı toplam 7069 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim