• BIST 93.229
  • Altın 229,855
  • Dolar 5,7875
  • Euro 6,6373
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • Tunceli 20 °C

OSMANLI-BEKTAŞİ YOL AYRIMI

ADİL YETER

Osmanlı Sultanları, özellikle II. Bayezıt kendi kontrolları altında, türk ocakları ruhunda bir "OCAK" ve aynı zamanda kendi inançları doğrultusunda bir "TARİKAT" ve aynı zamanda yaratmak amacıyla Bektaşi ocağına el atmışlar ve onu; Osmanlı siyasetine göre düzenlenmesi için 1501 yılında Dimetoka'daki kızıldeli tekkesinden getirdikleri sırp asıllı olduğu bildirilen, Hristiyan dönmesi Balım Sultan lakaplı şahsa teslim etmişlerdi.

Osmanlı Sultanlarının öngördükleri plan her ne kadar böyle olmuşsa da Bektaşilik gerek üzerinde oturduğu ocağın geleneksel yapısı ve gerekse Dimetoka'dan geleneklerin oradan getirdikleri Hristiyanlık karışımı öğelerin halhamur olmasıyla kendi içinde kendisine özgü bir yol çizecekti.Osmanlı'nın hesaba katamadığı Bektaşiliğin bu kendisine özgü yolu nedeniyle kısa zamanda Osmanlı ile arası açılacak, ama Osmanlı bünyesine girmiş olan bu kuruluş yaşamın şöyle veya böyle sürdürecekti.XVI. yüzyılın başında cemaatdışılığa yenilen Bektaşiler artık istenmez oldular.

I.Selim'in hükümranlığından başlayarak sultanların tekkeye bağışları kesilecekti.Hatta I.Selim (ancak) 1551 yılında tekrar açılmak üzere tekkeyi kapattıracaktı.Resmi belgelerde Bektaşi sözcüğü (artık) Rafızı (Alevi-Kızılbaş) sözcüğü ile anlamdaş olmuştur. " (1.Melikof Hacı Bektaş efsanesinden)"

Artık Osmanlı karşısında Osmanlının yarattığı yeni Bektaşilik ile İlbaş veya Töre'ye bağlı Türk-Oğuz halkının kader birliği başlamaktaydı.

Bektaşilerin Osmanlı yönlendirmesiyle 4.halife Ali'ye bağlılıkları; Devşirmelerin devsirilinceye kadar kendi ailelerinden almış oldukları Hristiyanlık inançlarının etkileri ve Ac-ı Bektaş Veli ocağından kalmış olanların bir karmaşasından oluşan ve yeniçeri ocağının bağlanmış bulunduğu yeni Bektaşilik yolu Osmanlı'nın öngördüğü biçimde gelişmemiş aksine Osmanlı düzenine ters bir durum oluşturmuştu; zira bu yeni Bektaşilik de aklı ve düşünceyi daha özgür biçimde kullanıyordu.Osmanlı düzenine hakim olan Arap kültür temelli "NAKIL-NA AKİL" olarak ifade edilen meselelere aklı karıştırmayıp "NAKİL-nakledilen" ile yetinmesi gereken sunni düşünce; daha doğrusu sünni düşünceyi temsil eden ulema sınıfı düşüncesiyle bu Bektaşiliğin ve Bektaşi ocağına bağlı yeniçeri yaşamının uyuşabilmesi mümkün değildi.

Osmanlı'nın felsefesiyle uyuşmayan bu yol Osmanlıların yeniçeri ordusuna bağlı askeri başarılarının devam ettiği sürece; Osmanlı'nın istediği biçimde ama içine gizli bir İsa motifi ve şarabın kutsallığı karıştırılmış halde, Arabistan'ın dördüncü halifesi Ali'ye bağlı olarak yaşamını yarı açık, yarı gizli sürdürmekteydi.

"Ocağı" Bektaşiyan adı verilen yeniçeri Ocağı Ac-ı Bektaş Veli Ocağına bağlıydı ve bu bağın ifadesi olarak yeniçeri Ocağı'nın ortasında Ac-ı Bektaş'dan gelmiş bir "Kara Kazan" bulunmaktaydı.Onsekizinci yüzyılda çeşitli nedenlerle Osmanlı düzeni çökme noktasına gelince, bunun sorumlusu olarak özellikle Bektaşiliğin düşmanı olan ulam tarafından yeniçeriler gösteriliyordu.

Üçüncü Selim zamanında yapılan yeniçerileri tasfiye girişimleri yeniçerilerin güçlü direnişleri karşısında başarısız olmuştu.

İkinci Mahmut başka bir yöntem düşünerek Yeniçeriler arasından "Eşkinci Ocağı" adıyla yeni bir ocak ve dolayısıyla yeni bir askeri düzen kurmaya karar verdi.Bunun kendilerine karşı bir düzen girişimi olduğunu anlayan Yeniçeriler üç gün sonra kazan kaldırdı.

İkinci Mahmut şeyhülislam ve ulemanın tüm ileri gelenlerini toplayarak, bu hainlerin cezalandırılmaları için tedbiriniz nedir? Öldürülüp ortadan kaldırılmaları ser-an vacip nedir? Diye görüşlerini sordu.

Ulema  hep bir ağızdan Şeran katileri vaciptir diye yanıt verdiler.Toplantıda bulunan Kürt Abdurrahman ise öylesine hiddete kapıldı ki ağzından köpükler saçarak "Bu din uğruna bir savaştır ya ölürüz ya kalırız" diye bağırınca gözleri yaşaran ikinci Mahmut, şerat bayrağını çıkartarak yeniçerilerin yok edilmesi için şeyhülislama teslim etti."Ali Yıldırım Osmanlı engisizyonu zulmün tarihinden alıntı yapılmıştır."

Yeniçeri Ocağı'na karşı sancak-ı şerif açılarak cihad ilan edilmişti.Bu kararı takiben yeniçeri ocağı imha edilmiş ve sıra asıl hedef olan ama yeniçeriler var olduğu süre içerisinde dokulunamayan Bektaşi dergahlarına gelmişti.

Padişah ikinci Mahmut'un kafes arkasından izlediği oturumda; sadrazam eski ve yeni şeyhülislamlar, tarikatların şeyhleri, Mevlevihane şehleri ve Ulemanın önde gelenlerinden oluşan heyet, Bektaşi Babaları'nın katlinin vacip olduğuna karar verilmiştir.

DEVAM EDECEK…

 

 

Bu yazı toplam 697 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim