• BIST 99.326
  • Altın 236,792
  • Dolar 5,5638
  • Euro 6,2937
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 14 °C
  • Tunceli 11 °C

HİCRİ YENİ YIL VE MUHARREM

Murat ÇAKI

Hz. Muhammed ( sav ) “Ali bendendir, ben de ondanım, Ben ilmin yuvasıyım, Ali de onun kapısıdır. (Ey Ali) Sen dünya ve ahirette benim kardeşimsin” buyurdu. Hiç bir Din Canlıyı yakmayı müsaade etmez... Değil ki diri diri İnsanı yakmayı, asla izin vermez. Böylesi bir vahşete izin verenin Din olması da kabul edilemez. İslam Dini yaş bitkilerin bile kesilmesini onaylamaz. Çünkü onlarda Can taşımaktadır. Yüce Yaratan ‘’Maide Suresi 32. ayette “Bir cana kıyan tüm insanlığa kıymış gibidir’’ der. Kendini İslam Dini mensupları; DİNE, CANA, NAMUSA saldıranın dışında İnsan öldürmeye Kuran’da asla izin vermediğini bilirler. İslam Dinine mensup olmayanların, Müslüman kisvesi altında dünyamızda ve ülkemizde defalarca Vahşet ve Sadizmle İnsanları bu gün hala katlettikleri herkesin bilgisi dahilindedir. Müslüman kisvesi altındaki Emevi putperestler, yandaşları, kara cahiller, İslam Dinini benimseyememiş, kabullenmemiş, zarar vermek için her yolu denemişlerdir. Bunlar dinimize Dogmatik ve Şirk kokan uygulamaları, canı gönülden ibadet etme yerine taklitçiliği yerleştirmeyi de maalesef başarmışlardır. Sevgi, Hoşgörü, Güzel ahlak ve İlmi emreden dinimizi kabul etmiş 61 ülkenin genelinin bu gün acıklı bir durumda olması, Allahın, peygamberin ve Kuran’ın gösterdiği yoldan sapılmış olunduğunun somut bir göstergesidir. Büyüklerimiz İmtihan Dünyası derler ya, O gün sevgililer sevgilisi Ahirete göçtüğünde mümin ve inanmış görünenler ortalıkta yoktular. Hz peygamberin cenazesini, Hz Ali yıkadı, amcası ve amca çocukları ile toplam 5 kişi defnetti. İnanmış görünenler Hz Peygamberin vefatından iki ay sonra, peygamberimizin kızını tokatları, ardından karnındaki bebeğini düşürüp ölmesine sebep oldu. Hızını alamayanlar, o günün Halifesini, eski Halifenin oğluna öldürttüler, hesabını da Hz Aliye sormaya çalışarak, faturayı Hz Aliye çıkarıp, onu mescitte şehit ettiler. Devamında İslam Dünyasını birbirine düşürerek binlerce İnsanın ölümüne sebep oldular. Bir türlü kendini bulamayan ve karar veremeyen Müslüman toplum, lanetullah “ebu süfyan, muaviye, Yezid” isimli zararlı organizmaların kendisine musallat olmasına, Emevi kültürünün kendilerine Din diye dayatılmasına direnemedi. İlk üç halife zamanında bile sesini yükseltmeyen, temsil ettiği makam itibariyle birleştirici olmaya gayret gösteren ve insanların gerçeği görmeleri için sabırla bekleyen Hz Ali’ye sahip çıkamadı. Ardından İslam’ı ortadan kaldırma adına hedef, o gün İslam dünyasını ayakta tutan, Dinin direği Ehlibeyt Ailesini ortadan kaldırarak ulaşabileceklerine inananlar, bu kez Sıffın ve Camel savaşlarında akan kanları gören, Müslüman toplumunu parçalanmasını önlemek için kendine, soyuna farz olan kutsal görevden dahi feragat eden Hz Hasanı şehit ettiler. Allahın düşmanı Emevi putperestler akabinde Harra da, Harre vakası olarak anılan olaylarda, binlerce Müslüman’ı asmış, kesmiş, kadınlara tecavüz etmiş, şehri de yağmalamışlardı. Hızlarını alamayınca da mancınıklar kurmuş Kabenin duvarlarını yıkmış ve yakmışlardı. Vahşet alışkanlığı edinen putperest Emeviler, tüm bunlardan sonra Kerbela da Peygamberin Evlatlarını ve dostlarını pare pare edip katlettiler. Bu vahşetle aynı zamanda gerçek, samimi, inanmış milyonlarca mümin ciğerlerini de yakarak İslam dünyasında bölünmelere sebep oldular. Kerbela’dan sonra en aziz bilinen mukaddes çiğnendikten sonra, sıra Medine'de sahabe kadınlarına tecavüz etmeye gelmişti... Bunlardan da kötüsü, bizzat Peygamber'in (sav) vahiyle ördüğü Müslüman toplumun dokusunun değiştirilmesi için Ümeyye sarayında üretilen din kültürü, Kılıç zoruyla Müslüman’mış gibi görünenler tarafından, kılıç zoruyla Müslüman topluma kabul ettirilmeye başlandı. Aradan geçen yüzyıllara rağmen, Kerbela olayının acısı ile kıvranan Ehlibeyt sevdalılarının acısına Atalarının çizgisinden uzaklaşmış, toplu katliamlar yaparak yeni acılar katan Osmanlı sultanı eklendi. Katliamlarının ardından ithal Din adamları getirip, İslam çizgisinden hayli uzaklaşmış olan halkın tamamen Emevi putperestlerin yoluna itilmesine sebep oldu. Aldığı ahlar nedeniyle, yolunu iyice şaşıran sultan, O günün tebaası ile yaşadığı çelişkileri aşabilmek için yaptığı uygulamalar ile günümüzde yaşanan zulmün temellerini attı. Ayrıca o günün sözde en etkili din adamı, çıkıp din adına; Ehlibeyt sevenlerin, malının, canının, namusunun, Emevi putperestlere helal olduğunu fetvasını ilan etti... Bunlar da yetmedi ki yüzlerce yıldır İslam’ı kabul etmiş olan ve 24 saat ezan okunan bir şehrin meydanında insanlar din adına tekbir getirilerek diri diri yakıldı. Bu nerotik ve histerik vahşeti, yetkililer izlemekle yetindi. Bu vahşet Sivas’ta, Maraş’ta, Malatya’da, Tokat’ta da sergilendi... Bu gün aynı vahşet Filistin’de, Suriye’de yaşanıyor. Allahın, Kuran’ına, peygamberine ve ehlibeytine saldıranların, yüzyıllarıdır kanları ve gözyaşları bir türlü durmadı. Koca imparatorluktan, makamlardan, mevkilerden, servetlerden, güçlerinden geriye eser kalmadı. Yerle bir oldular. Yüce yaradan ‘’ etme kulum bulursun’’ demiş... Anlayana... Allahın laneti; Güç, iktidar, makam için İslam karşısında duranların, putperest akrabalarının intikamı için, Ehlibeytin, dostlarının ve sevenlerinin kanını akıtanların, müminlere zarar verenlerin, iftira edenlerin, zulüm edenlerin, onları koruyanların, savunanların üzerine olsun. Bunca vahşete Müslüman’ım diyenler sesini dahi çıkarmadı / çıkaramadı. Oysa gerçek Dindarlar anında Merhametin ve Adaletin sesi olurlar, yeri göğü inletirlerdi. Hakkın ve Adaletin yanında olmaları gerektiği halde güçlünün paralının yanında olanlar kendilerini ne adla adlandırıyorlar merak ediyorum ... Dikkat ettiniz mi, bu günlerde sessiz sedasız bir oruç tutuluyor... Milyonlarca İnsan oruçlu, ama caddede meydanda görünürde kimse yok... Davul yok, bağıran yok, çadır yok, siyaset çirkinliği yok, reklam, gösteriş yok, istismar yok, zorla saygı bekleyen yok... Oruç tutmayana saldıran, hakaret eden, öldüren yok... İftar koşuşturması, bu gün ne yesem telaşı hiç yok. Kısaca; Maun suresinde yasaklananlar yok. Bir yakınını, en sevdiğini, ciğerparemizi kaybetmenin verdiği hüzün var, yas var... O yakın Susamış, susuzluktan dudakları parçalanmış, diye suya bakış bile yok... Kanı akıtılmış, yetmiş yerinden parelenmiş, bu gün kan akmasın diye, et yemek yok... Canlılar katledilmiş, canlı olma ihtimaline karşın yumurta yemek, soğanı kesmek yok. Yas tutuyoruz banyo yapmak yok, traş olmak yok... Hüzün var, keder var, yas var... Şu ince çizgiye bakın... Sevgiye, bakın... Sahiplenmeye bakın...

Murat ÇAKI
muratcaki@ttmail.com

Bu yazı toplam 3787 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim