• BIST 90.787
  • Altın 255,377
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C
  • Tunceli 17 °C

ATEŞ VE İNSAN

Murat ÇAKI

Yüzyıllar önce, dünyanın ücra köşelerinden birinde bulunan bir adaya ateş, geç de olsa gitmişti. Bu Adada birbirinden kopuk, dört ayrı kabile bulunuyordu.
Başka bir kara parçasında öğrencileriyle birlikte yaşayan bir bilge, bu adaya gezi düzenlemeye karar verdi. Bir gemiye bindiler, zor bir yolculuktan sonra adaya ayak bastılar.
Birinci kabileye ulaştılar; Bu kabilede ateşi sadece rahipler kullanıyordu. Köyde yaşayan diğer insanları Ateşin kendilerine verilmiş kutsal bir armağan olduğuna inandırmışlardı. Rahipler ısınıyor, yemeklerini pişirerek sıcacık yiyorlardı. Diğerleri ise üşüyor, donuyor ve çiğ et yiyordu. Bilgenin öğrencilerinden biri “ben burada kalacağım ve bütün insanların ateşten faydalanmalarını sağlayacağım” dedi.
Bilge ve diğer öğrencileri onu orada bırakıp yollarına devam ettiler.
İkinci kabileye geldiler; Bu kabiledeki insanlar ise ateşin ilahi bir güç olduğuna inanmışlardı. Üstelik ateş yakmaya yarayan araçlara tapıyorlardı. Ateş yakan da yoktu. Bir öğrenci de “ben de burada kalıp bunlara ateş yakmayı öğreteceğim” dedi ve orada kaldı.
Diğerleri yola devam ettiler.
Üçüncü kabilenin yaşadığı yere geldiler; Bu kabile ise bir zamanlar ateşi adaya getiren adamın tanrı olduğuna inanmış, heykellerini yapmış tanrı diye tapıyorlardı. O kişi adayı terk ettikten sonra kimse ateş yakmaya teşebbüs etmemişti. Öğrencilerden biride “ben de burada kalacağım” dedi.
Diğerleri dördüncü kabilenin köyüne yöneldi; Dördüncü kabile ise ateş yakmıyor ama ateşin gücü hakkında abartılı ve gerçek olmayan hikayelere inanıyordu. Ateşin kendisini bir tür tanrı yerine koymuşlardı. Ateş yakmayı da kimse bilmiyordu. Başka bir öğrenci de bu köyde kalmak istedi.
Bilge ve öğrencileri adayı biraz daha dolaşıp köyde kalan öğrencileri almak için tekrar aynı yolu izleyerek geri döndüler.
Birinci köydeki öğrenci, konuşmaya başlar başlamaz rahipler tarafından suçlanmış, bir yabancıya inanacağına kendi rahiplerine inanan halk da öğrenciyi yakalayıp yakmıştı.
İkinci köydeki öğrenci, halkın tapındığı aletleri kullanarak ateş yakar yakmaz halk korkmuş, tapındıkları nesnelerin böyle kullanılmasına infial göstermiş ve öğrenciyi öldürmüşlerdi.
Üçüncü köydeki öğrenci, konuşmasına bir insanın heykeline tapmanın yanlış olduğunu belirten sözlerle başlayınca hemen öldürülmüştü.
Dördüncü köydeki öğrenci, de ateşin gerçekte ne olduğunu anlatmaya başladığı anda öldürülmüştü.
Bilge ve kalan öğrenciler büyük bir üzüntüyle gemilerine geri döndüler, geldikleri yere doğru denize açıldılar. Döndüklerinde ise bilge bu ada gezisinin sonucunu şöyle özetledi: 
 
ÖĞRETMEK, BİLMEKTEN ÇOK DAHA ZORDUR.
BİLMEK İSTEMEYENLERE, BİLGİYE DİRENENLERE BİR ŞEY ÖĞRETMEK DE EN ZORUDUR.
CAHİLLER BİLDİKLERİNE İNANIRLAR VE YENİ BİLGİLERE DİRENİRLER.
CAHİLLER AYNI ZAMANDA BİLEN İNSANDAN NEFRET EDERLER VE BU NEDENLE BİR HUZURSUZLUK İÇİNDEDİRLER; ONLARI YAKARLAR, ÖLDÜRÜRLER... 
 
MURAT ÇAKI

Bu yazı toplam 924 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim