• BIST 10645.94
  • Altın 2441.644
  • Dolar 32.5368
  • Euro 35.0212
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C
  • Tunceli 34 °C

Dersim Mitolojisinde "Munzur Efsanesi"-2

Asmên Ercan Gür

 

Munzur Gözleri ve Munzur nehri Dersim halkı için önemli derecede kutsal bir ziyaret mekanıdır. Dersim halkı niyaz ve kurbanlarını alıp bu gözlere gider, orada gülbeng ve dualar eşliğinde ibadetini yapar. Öyle görünüyor ki mitolojide anlatılan Munzur Baba hikayesi bayağı eskidir. Hikaye, bin yıl, hatta daha fazla bir zaman dilimi öncesine gider. Söylenceye göre İbrahim Peygamber zamanıymış. Bu konuda başka yerlere ait başka efsaneler de vardır ve bunlar anlatıla anlatıla günümüze kadar gelmiştir. Bu efsane anlatımlarından bir de Munzur Gözlerine dair olan anlatımdır. Bu anlatımın iki versiyonu vardır. Biz burada bu anlatımın ikinci versiyonuna yer vereceğiz:

 

Dersim’de Vacuğe-Ovacık ilçesi tarafında Muzır-Munzur adında  bir çoban varmış. Bu Munzur, İbrahim peygamberin çobanıymış. Munzur, İbrahim peygamberin koyunlarını güder, sağımını yapar, sağdığı bu sütlerden de  peynir üretirmiş.

 

Bir gün iki tane kurt koyun sürüsüne yaklaşmış.  Bu kurtlardan biri kara-mor, bir de beyaz bir kurtmuş. Bu kurtlar, çoban Munzur’dan bir adet koyun istediler. Munzur dedi:

 

  • Olmaz! Bu koyunlar bana ait değil. Bunları sahibi bana emanet etmiş. Onun için bir tane de olsa ben bunları izin almadan size veremem.

 

Kurtların ikisi birlikte seslerini yükselterek dediler:

 

  • Madem sen bu koyunlardan birini bize sahibinden izinsiz veremiyorsun, o halde koyunlara biz göz kulak olalım, sen git sahibinden izin al gel!

 

Munzur çoban kendilerine cevaben dedi:

 

  • Sizler dağın yaban kurtlarısınız. Ben gidip koyunların sahibinden izin alıp gelinceye kadar siz bu sürüdeki koyunların hepsini yiyip bitirirsiniz. Bu durumda ben size nasıl güveneyim?

 

Bunun üzerine kurtlar Munzur çobana üç şey üzerine ağır yemin ettiler:

 

  • Baba evinde kalan genç kızın günahı boynumuza olsun!
  • Sacın önünde yufka ekmeği pişiren ve bu ekmekten kurda kuşa dahi vermeyen kadının günahı boynumuza olsun!
  • Evini bağladığı çalı süpürgeleriyle süpüren ve temizleyen kadının günahı boynumuza olsun!

 

Kurtlar bu üç şey üzerine ağır yemin içtikten sonra çoban Munzur’a dediler:

 

  • Korkma; biz koyunlara ağız sürmeyiz!

 

Bunun üzerine çoban Munzur kurtlara itimat etti ve izin alıp gelmek için yola koyuldu. Biraz yol aldıktan sonra kendi kendine dedi ki; “Eyvahlar olsun; herhalde ki kurtlar beni kandırdı. Ben nasıl oldu da onlara güvendim!” Bu korkusu içinde olarak koyun sürüsünün sahibinin yanına vardı.

 

İbrahim peygamber baktı ki Munzur budur karşıdan arkasında koyun sürüsü olmadan geliyor. Munzur’a sordu:

 

  • Sen koyun sürüsünü nerede bırakarak geldin? Munzur:
  • Ben koyunları kurtlara emanet ederek geldim. İbrahim peygamber dedi:
  • İnsan hiç koyun sürüsünü kurtlara emanet eder mi? Sen nasıl kurtlara güvenirsin? Munzur:
  • Kurtlar bana üç ağır şey üzerine yemin içerek koyunlara ilişmeyeceklerini ve göz kulak olacaklarını söylediler. Arkasından:
  • Hal durum bu bu… diyerek, kurtlarla arasında geçen meseleyi anlattı. İbrahim peygamber Munzur’a dedi:
  • Madem öyle ve şayet kurtlar koyun sürüsüne ilişmemişlerse, onlara de; “Koyun sürüsünden beğendikleri bir koyunu alıp götürebilirler.”

 

Bunun üzerine çoban Munzur yine içindeki korkularla koyun sürüsünün yanına dönmek için yola koyuldu. Geldi ki ne görsün. Baktı ki kara-mor kurdun biri bir tarafta, beyaz kurdun biri bir tarafta koyun sürüsü oturup dinlenmektedir. Munzur geldiğinde kurtlar kendisine sordular:

 

  • Sen gittin mi; sürünün sahibi sana ne dedi? Munzur:
  • Sahibi dedi; “Sürüden beğendikleri koyunu seçip alıp götürsünler!

 

Bu sürünün içerisinde Munzur’un bir tek koyunu vardı. O koyunda kaç senedir yavru doğurmamış, ancak yeni hamileydi. Kurtlar sürüye dalarak gezdiler ve sürünün içerisinden Munzur’a ait olan koyunu seçip beğenerek alıp götürdüler. Garip Munzur, bu duruma içerlense de sesini çıkartmadı.

 

Kurtlar koyunu alıp tepenin arkasına götürdüler. Orada koyuna doğum yaptırdılar ve bir çift kuzu dünyaya geldi. Kurtlar koyunun kuzularını alarak koyunu saldılar. Koyun meleyerek sürünün içerine geri geldi.Munzur gidip koyunu muayene ettiğinde hamile olmadığını fark etti.

 

İbrahim peygamber Munzur’un yanına gelerek koyun sürüsünü gözlemledikten sonra hayretler içerisinde kaldı. Baktı ki koyun sürüsünün yarısı kara-mor, diğer yarısı da beyazdır. Bu duruma çok şaşırdı. Öyle uzaktan bu durumu gözlemledi durdu. Sonra çoban Munzur’a dedi ki:

 

  • Bu Hakk’ın hikmeti, bu sır sana nerededen gelmedir?

 

Munzur cevap vermedi. Öyle sesiz kaldı. Munzur, yüreği çok temiz ve Allah nazarında doğru bir insandı. O bir kaşık sütü bile sürünün sahibinden izinsiz alıp içmez, ekmeğine katık yapmazdı. Munzur derdi; “süt de emanettir.” Bu sebeple ekmeğini o şekilde yavan yerdi. İbrahim peygamber bu olay üzerine Munzur’un keramet sahibi-ermiş bir insan olduğunu anladı. Arkasına düştü, konuşturmaya ve elini öpmeye çalıştı. Bu durumda utanan Munzur, İbrahim peygamberin yanında ayrılarak yokuş yukarı doğru koşmaya başladı.       

 

İbrahim peygamber kaçan Munzur’un ardına düştü. İbrahim peygamberin önünden kaçan çoban Munzur’un her adım atışında topuğunun değdiği yerde süt gibi ak-beyaz sular köpürerek fışkırmaya başladı. Munzur, bu şekilde git gide İbrahim peygamberden uzaklaştı. Bu halde Munzur tam kırk adın attı. Kırkıncı adımda kayaların arasında sır oldu-kayboldu. Kırk gözeden su çıktı ve bunlar birleşerek bir nehir oldu. O kurtların götürdüğü ikiz kuzular da kara-mor ve beyaz iki koyun-koç oldu. Onlardan biri İbrahim peygamberin oğlu İsmail için Borax-Burak (kurban) oldu.

 

Burak kurbanın midesindeki mayıs kına oldu, bağırsakları da düğme oldu. Kurbanın cimcik-ödemi ile maya yapıldı. Kurbanın etiyle kırk sefer sofraya oturularak kurban yemeği yenildi. Kurbanın hiçbir parçası telef olmadı.

 

Derler ki; “O ikinci kuzu yavrusundan olan koç hala durmaktadır. Ne zaman ki toplum bir darlığa düştü o da o zaman kurban olacak, toplumu günahlarından ve darlıktan kurtaracaktır.” Yine inanılır ki; “Sonbahar geldiğinde Munzur gözleri kırk gün tatlı akar, kırk gün de acı-thal ve ekşi akarmış.”

 

Derleyen: Hawar Tornêcengi

Zazaca/Kırmancki’den Türkçe çeviri: Asmên Ercan Gür

 

 

 

Bu yazı toplam 30140 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
123456
Tüm Hakları Saklıdır © 1971-2023 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim