• BIST 101.858
  • Altın 260,509
  • Dolar 5,6821
  • Euro 6,3727
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 26 °C
  • Tunceli 30 °C

Üniversite Sınav Öncesi Meslekleri Öğrencinin Tanıması Yeterlimi dir?

Sabit MENTEŞE

Yeterli değil ancak gereklidir. Esasında eğitim hatta toplumsal sistemin bizzat kendisi bir bütün olarak sorgulanarak bu sorunun yanıtı bulunmalıdır.

28 Mayısta İŞ KUR ve Milli Eğitim Müdürlüğü, Valiliğin de desteğiyle lise 11. ve 12. sınıf öğrencilerine yönelik Meslek Tanıtımı adıyla önemli bir etkinlik gerçekleştirdi. Kendilerine, emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekir. Organizasyon ilk olmasına karşılık, fena değildi.  Yapılan etkinlik çocuklarımız için mutlaka yararlı olmuştur. Ancak önemli bir nokta, yükseköğretime geçiş aşamasına gelen bu çocuk ve gençlerimizin gelecekte iş ve meslek edinme noktasında karar verir duruma nasıl getirildiklerinin üzerinde durulması gerektiğidir. Diğer bir değişle,  sizler geleceğin popüler dâhil, tüm mesleklerini en iyi bir şekilde çocuklara tanıtabilirsiniz- ki burası da çok önemlidir-, ancak, bu iş ve mesleklere sahip olabilmelerine yönelik okul öncesinden başlayarak eğitimin tüm basamaklarında yapılması ve alınması gereken bir dizi önlem bulunmaktadır, bu önlemler alınmış mıdır? Çocuklar tüm eğitim yaşantıları süresince yeterince tanınır olarak mı bir üst eğitime yönlendirilmekte midir,  yoksa alacakları ya da aldıkları puan neye yeterse, ona göre mi bir gelecek belirlemek zorunda kalmaktadırlar.

Nitekim panelde diş doktoruna gelen bir soruya verilen yanıt oldukça çarpıcıydı.  Çocuk kendi el yeteneklerinin zayıf olduğunu, buna rağmen diş doktoru olmak istediğini söyledi. Diş doktoru benzer özellikte bir arkadaşıyla aynı sınıfı okuduğunu, sonrası bu arkadaşının meslekte gerçekten ne derece başarılı olduğunu/olabileceğini merak ettiğini, ancak çocuğun hevesini kırmamak için yanına bir şeyler koyduysa da, sorun anlaşılmış oldu. Demek ki bir iş ve mesleği istemekle, o meslekte bir iş sahibi olmak çoğu kez mümkün olmayabiliyor.  O zaman ne yapmalı? Örneğin Japonlar iki yaşından başlayarak,  çocukları tanıma yönünde gereken ne varsa yapmaktadırlar. Günü geldiğinde, yani sürecin sonunda neyi/nereyi okuması gerektiği hem okul yönünden ve hem de çocuk yönünden ortaya çıkmıştır, belirlenen alanların hangisinde fense fen, sosyal alansa sosyal alan,  meslek yapmaksa meslek, özel yetenek gerektiren alanlar ise bu alanların herhangi birisinde, ileride bu alanlar arasında geçiş imkânı da çocuğa sağlanacak şekilde isterse okur, istemezse okumaz,  kendisi ancak bu noktada karar verebilir. Böylece, sonuç ağırlıklı ölçme ve değerlendirme yerine, süreç ağırlıklı bir ölçme ve değerlendirme yapmış sayılırsınız. Birkaç saatlik sınav sonuçlarına dayalı yapılan öğrenci seçme sınavı sonuç ağırlıklı; öğrenimi süresince çocuk hakkında toplanan verilere göre seçilip yetiştirilmesi ise süreç ağırlıklı bir ölçme ve değerlendirme olmaktadır.

İlimizde okul ve bu okullarda okuyan öğrenci sayısı oldukça normal bir düzeydedir.  Okul, veli, öğrenci, meslek odaları, toplum, Milli Eğitime bağlı Rehberlik Merkezi ile Üniversite tümü, işbirliği yaparak bu sorunu önemli ölçüde çözebilir ve bir ilke imza atabilirler. Daha ilk yaşlardan başlayarak çocukları tanıma yönünde geliştirilen teknikler vardır. Bu teknikler kullanılarak çocuk tüm yönleriyle tanınabilir ve ilerde ne yönde geliştirilmesine yönelik karar verilecekse, bu şekilde verilecek karar çok daha objektif olabilir. Sözel yönü güçlü olan bir çocuğu ailesi fen bilimlerinde okumaya zorlayarak tüm bir geleceğini köreltmesi, böylece aza indirgenmiş olabilir. Böylece panelde özel yetenekli olduğu her yönüyle anlaşılan kızımız da istediği alanda mutlu bir gelecek edinebilme şansını yakalayabilir.  Rehberlik merkezi mutlaka bu yönde çalışıyordur. Belki de elde ettikleri verileri çocuğun ilerisine yönelik sistemin tıkanıklığı nedeniyle işletememektedirler.

Ancak yine de yapılabilecek çok şeyin olduğunu unutmamak gerekir. Ortaklaşa hareket sorunu çözmese de, zararın neresinden dönülürse o kardır hesabı, bir başlangıç yapılabilir, ilimizde.

Sonuç olarak;

Çokça çocuğun, hangi lise türüne devam edeceğine kendi özel ilgi, istidat ve yetenekleri esas alınarak karar verilmediğinden, bu ve önceki eğitim basamaklarında başlayan hatalı tanımaya dayalı yetiştirme, sonraki eğitim basamaklarında ve doğal olarak üniversite yaşatışında da devam edecektir. Böylece iş ile o işin gereğini yerine getiren kimse yanlış bir noktada buluşturulduklarından, ne iş ve ne de o işi yapacak bizim çocuk mutlu olacaktır.

Bu durumda, zarar görecek yalnız bireyin kendisi olmayacak, ancak bireyin şahsında tüm toplum olumsuz yönde etkilenecek, en önemlisi ise insan kaynakları verimlilik esasına göre değil de harcama esasına göre eğitilmiş olacaklardır.

Tüm öğrencilerimize sağlık, başarı ve mutluluklar dileklerimle…!

 

 

Bu yazı toplam 6167 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim