• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C
  • Tunceli 21 °C

Tunceli/Dersimde Yerel Seçimlerde ne Olur?

Sabit MENTEŞE

Belki de dünyanın en zor sorusu bu olsa gerek. Esasında sorunun zorluğu biraz da dönemsel ya da konjonktürel olmasındandır.  Çünkü 2011 genel seçimlerinde Dersim de BDP kendi lehine 2-0’lık bir sonucu beklemektedir. Sürpriz gelişme, CHP’nin dibe vurduğu bir koşulda, Kılıçdaroğlu rüzgârı kasırgaya dönüşür ve Ankara’ya Dersimin iki milletvekilinin ikisini de alıp götürür. Ancak, rüzgârın kasırgaya dönüşebilme olasılığı bu kez  zor gibi görünmekte.  

Dersimde yerel seçimlere girip de belirli oranda oy alma ihtimali olan 3 parti ve bir bağımsız aday; CHP, BDP, AKP ve bağımsız aday ALİ TACAR’dır. Ali TACAR seçime “Dersim Demokratik Halk Dayanışması” adı altında girmektedir. Daha önce aynı noktada Murat KUR durmaktadır.

 2009 yerel seçimlerine dönüp bakıldığında,  kullanılan toplam oy sayısı 13 448’dir. Oy dağılımında BDP  %30 ve 4035 oy ile ilk sıradadır. İkinci sırada % 24.5 yani 3291 oy ile Murat KUR yani bağımsız aday yer almaktadır; AKP üçüncü sırada  % 21.6 yani 2909 oy; CHP dördüncü sırada CHP % 15.1 yani 2 027 oy ve Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) ise beşinci sırada % 3.0 yani 406 oy la sonunu sıradadır. Bağımsız Türkiye Partisi oylarının neredeyse tamamının Bağımsız aday Murat Kur’a ait olduğu söylenmektedir. Diğerlerinin aldığı oy toplamı ise 780 yani % 6.4’tür.

2011 genel seçimlerine gelindiğinde her şey tersyüz olmuştur. Nedeni neredeyse herkesin birleştiği ortak nokta Kılıçdaroğlu gerçeğidir. Bakıldığında 2011 genel seçimlerinde CHP % 56.21 ile yani 25 327 gibi yüksek bir oy oranıyla seçimi birinci sırada tamamlamıştır. Bağımsız aday yani BDP nin oluşturduğu güç birliğinin oy oranı  % 22.96 yani 10 347’dir. AKP ise % 16.23 oranla yani 7 314 oyla üçüncü sırada seçimi tamamlamıştır. Bağımsız aday yoktur.

Burada şu söylenebilir. Genel ve yerel seçimlerde siyasi eğilimler farklıdır.  Doğrudur. Ancak değişen bazı dengeler vardır. Bu dengelerin Tunceli yönünden ne anlama geldiğinin iyi bilinmesi gerekir. Nitekim 2009 ile 2011 seçim dönemi arasında sanıldığı gibi Kıılıçdaroğlu dışında değişen çok şey de yoktur. Ancak 2011 ile 2014 seçim dönemi arasında Kılıçdaroğlu yanında Dersim’de bir hayli değişiklik gözlemlenmektedir. Bunlardan en önemlisi üniversite çalışanı ve okuyan öğrencisiyle kısmen de olsa değişen Tunceli’nin demografik yapısıdır.  Öğrenci ve üniversite çalışanları Tunceli yerli oy dağılımı ya da seçmen profilini önceki dönemlere göre epeyce değiştirmiştir. Değişen bu seçmen profili önemli derecede AKP ile BDP lehine olmuştur. Personel biraz daha AKP-Cemaat çok azı MHP’dir. öğrenci biraz daha BDP ve Cemaatçidir. Öğrenci oylarının sandığa ne kadar yansıyacağı ayrı bir tartışma konusudur. Çünkü şu ana kadar seçmen kütüğüne kayıtlı öğrenci sayısı tam olarak ortaya çıkarılmış değildir. Yine yeni seçmenlerin ne kadarının 2014 yerel seçimine yansıyacağı da belirlenmiş değildir. Üniversite öğrencileri ve çalışanlarına yönelik beklenti içinde olan siyasi taraflar dâhil mutlaka birileri bu durum üzerine özel olarak çalışıyordur.

Buna rağmen Kılıçdaroğlu’nu hesaba katılmadan yapılacak bir seçim değerlendirmesinin çok eksik kalacağı bilinmesi gerekir.

Birde Kılıçdaroğlu bir yerde yerelde solda kendini ifade eden siyasi yapılara karşı önemli bir koz haline de gelmiş bulunmaktadır. Sol siyasi yapılara pozitif bakmayan ve onlara yönelik olumsuz düşünen veya onlardan kaçanlar yönünden iyi bir fırsatta oluşmuş gibi. Doğrudan eleştirmeyi ya da tavır takınmayı Kılıçdaroğlu üzerinden çaktırmadan yürütmektedir bu kesim.  BDP ya da Bağımsız adayın yanında görünmeyi görüntülemekte, gerçekte ise bu kesim büyük bir ihtimalle CHP de durmaktadır. Sessiz ve derinden ve çaktırmadan…

Devam edelim:

Tunceli’de seçmen davranışına neler etki etmektedir? Bu net bir şekilde ortaya konulabilirse sonuçlar hakkında o kadar objektif ve isabetli tespitlerde bulunulabilir. Bunlardan birkaçı;

Bir kere Dersim oy kullanırken tercihini salt yerel dinamik ve olaylara göre belirlemez. Dersimi’in dışında dünyada ve Türkiye’de olup bitenleri de hesaba koyar. Çünkü Dersim’in siyasallaşmış bir yanı var. Boşuna dememişler; üç Alman bir araya gelir ikisi bir olur üçüncünün kalkınması için çalışır;  üç Türk bir araya gelir üçüncü kişinin ayağını kaydırmaya çalışır, üç Dersim’li bir araya gelir devrim yapmaya kalkar, diye.

Bir kere, uluslar arası alanda en yakın tarihte Orta Doğuda ve hemencik burnumuzun dibinde Suriye’de yaşananlar Dersimde derin izler bırakmıştır. Hem inancen, hem de siyaseten bu böyle olmuştur. Ulusal çapta yaşananların başında Kürt sorununa ilişkin atılan adımlar ve çözüm süreci ile ilgili gelişmeleri takip eden Gezi olayları gelmektedir. Anayasa, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu, eğitimde 444, İslamiyet’i sunileştirme ve bu yönde toplumsal yaşama dair yapılan düzenlemeler..vb. bireysel özgürlüklerin hükümetçe  inançsal sarmalla sarmalanması..tüm bu olaylar çok yakından takip edilmekte olup bunlara ilişkin Dersimde bazı algıların oluşmasına neden olmaktadırlar.  Bunların yanı sıra Hükümetin Alevi sorununa ilişkin tutum,  üçüncü köprüye Yavuz ismini koyması, Malazgirt ve 1071 gibi tarihte inançsal linçleri çağrıştırıcı isimler;  en son Adalet Bakanı’nın Alevi hâkim muhabetti…padişahlıktan halifeliğe evrimlenmek istenen bir başkanlık sistemi .. vs. vs. Tunceli’de seçmen oyları üzerinde etkili olacak  önemli gelişmelerdir.

Yine CHP’nin başına CHP’nin dibe vurduğu bir esnada getirilen genel başkanın Tuncelili olması da beklenmedik bir gelişmedir. Başbakan Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na CHP genel müdürü, aslını inkâr eden ya da alttan alta alevi Kızılbaş oluşu üzerinden ve Kürtlükle de ilişkili çok ağır ve hakaret vari sözlerle vuruşu, Dersim’de oldukça yankı bulmuş ve en doğru tabiriyle halkın Kılıçdaroğlu’nu sahiplenme refleksine dönüştürmüştür. Rize’de Erdoğan Dersimde Kılıçdaroğlulaşmıştır. Buna göre Dersim’de halkın CHP ye oy verirken bu olanların önemli derecede etkisi olacaktır. Ancak CHP’nin önemli bir dezavantajı CHP nin yerel örgütleri ile bu örgütlerin kadrolarıdır. Tabi ki ulusal siyasalarıdır.

Demokratik Güç Birliği yani BDP ye gelince:

Kürt siyasi hareketin güç birliği eksenli iki dönemdir Dersim’de Belediye başkanlığı ve il genel meclis üyeliğini, önceki dönem bir milletvekilliğini (-ki bu milletvekilinin durumu oldukça tartışılır olması-)  alması ve bunlarla birlikte ortaya koyduğu performans Dersim halkınca bir şekilde değerlendirilmektedir. Görebildiğim kadarı ile, yerel siyasi iktidar imkânlarını BDP ya da güç birliği iyi kullanamamıştır. İmkânları istenen fırsatlara dönüştürememişlerdir. Bununla beraber, özellikle Kürt Siyasi önderliğin söz ve eylemleri de Dersim’de eskiye göre çok daha fazla tartışılır hale gelmiştir. Açıkça olmasa da bu yönde çok şeyler konuşulmaktadır. Özellikle Devletin Türk dayatmasına, Kürt siyasi hareketin Kürt çıkışı da nedenleriyle birlikte çarşı pazarda oldukça konuşulur hale gelmiştir. Belki de Kürt siyasi hareketinin Dersim’de Dersim halkıyla kırılma noktasını 2012 Newrozunda Kürt siyasi önderliğin tarihte dördüncü anlaşmayı devlete/hükümete önermiş olmasıyla yaşamıştır. Nitekim akil adamların Dersime geldiklerinde hükümete olan güvensizlik oldukça net bir şekilde ortaya konulmuştur. Ancak aynı şekilde sürecin diğer tarafında yer alan siyasi harekete yönelik de “ancak”larla başlayan önemli derecede kuşku ve kaygılar dillendirilmiştir. Bunlar bu seçim döneminde BDP ye yönelik halkın siyasi eğilimlerini oldukça etkileyeceğe benzemektedir. Biraz daha derine inecek olursak Dersim hala Alevi Kızılbaş inancını önemsemekte ve önemli bir değer olarak görmektedir. Hatta Kürt ve Türküm den çok Aleviyim şeklinde kendilerine bir kimlik oluşturduklarını söylemek abartılı bir tespit olarak alınmamalıdır. GOLA ÇETO’ya gitmese de orayı sahiplenir. Gök eksenli olmasa da yer eksenli inanç merkezlerine bağlılığını sorgulatmaz. Böylesi bir realite..!

Önemli bir durum daha var o da demokratik güç birliği bileşenlerinin (BDP-EMEP-PARTİZAN ve ESP)  HDP yani Halkların Demokratik Partisinde birleştiklerini deklere ettikleri halde her biri hala eski varlığını koruyacak şekilde seçimlerde Başkanlık, başkan yardımcılığı, gibi genel meclisi ve belediye meclis üyelikleri ile muhtarlıklarını (belli değil) paylaşım yoluna gitmeleridir. Bu da birliği tartışılır yapan önemli faktörlerdendir. Yapılması gereken parti tabelaları indirilmeli, diğer solu da içine alacak şekilde pazarlıksız ve koşulsuz yeni bir siyasi programla halkın karşısına çıkmaktır. Eski hastalıklardan kurtulmak gerekir.

O zaman bu seçimlerde kimin işi biraz daha kolay ya da zor?

CHP yi biraz daha açalım:

CHP’yi Tunceli’de belli yaş üstü kesimler yanında yerel feodal dinamikleri de hesaba koyarak değerlendirmek gerekir. Tunceli siyasallaşma bakımından yüksek düzeyde gibi görünse de, feodalitenin de bir o kadar yüksek düzeyde etkisinin olduğu  bir gerçektir.   Bu durum, Dersimde yıllardır devrimci ve anti feodal mücadele veren siyasi hareketlerin etkililiğinin de bir göstergesi olarak alınabilir. Nitekim partilerin aday gösterirken aşiret ilişkilerini gözetmeleri bu tespiti doğrular niteliktedir. Gözlemlerim Kureyşan aşireti seçimlerde en çok rağbet görendir. Bunun dışında birden fazla aşiretin ittifakı kıymete binmektedir.  Sözgelimi Alanlar ile Demananlar, ya da Haydaranlar, ya da Yusufanlar vs. CHP’nin de adayını bu mantıkla seçtiği büyük bir olasılıktır. Nitekim seçim sonu oluşturulması düşünülen kadroların paylaşımı da bu yönde olduğu bilinmektedir. Ancak hemen söylemeliyim ki, Kureyşan’lılar aşiret olarak CHP adayının arkasında en az duracakları bir seçim dönemi yaşanacaktır. CHP’nin aşiret bazında oy potansiyeli vardır, ancak sandığa yansıma oranı düşük kalacaktır. Ancak bu kez Kureyşanlılardan çok diğer aşiretlerden CHP’ye oy gelecektir, eğer son ana kadar önemli bir değişiklik olmazsa. Bunun ne olduğunu biraz ilerde belirteceğim.

Esasında CHP’nin için 17 Mart’ta Kılıçdaroğlu’nun gelişine yerelde halkın tepkisine bakmak gerekir.  Zaten Kılıçdaroğlu’nun Dersime gelişinin en önemli nedeni, yerelde CHP’nin başka da tutunacağı bir dalları olmadığına yorumlanmaktadır. Merkez ve bağlı ilçe teşkilatları hem birey,  hem de örgütlülük bazında bilemiyorum ancak, çok şey söylemeyi gerektirmeyecek nitelik ve nicelikte oldukları bilinmektedir. Yine CHP nin Dersime ne yaptığı ile ilgili de önemli tartışmalar yapılmaktadır.

CHP yerelde Pensilvanya eksenli siyasal örgütlenmeden de bir miktar oy beklentisi taşımaktadır. Ancak bu beklenti en azından Dersimde çok düşük bir düzeyde kalacaktır. Tahminim, bu kesim sandık başına gitmeyecektir. Gidenin de oy vereceği yer bellidir. Çünkü bu kesimin koşullanmış refleks türünden siyasal ve inançsal davranışı bulunmakta. Fetva ile CHP ye oy kullanmaya yönlendirilseler de, bu kesimin eli CHP ye vermeye varmayacaktır. Dersim Cemaat çevresi oyunu verse verse iki yere verebilir: . AKP ve BDP. Çünkü Dersim Cemaat çevresi genellikle Kürt kökenlidir. Kürt olmayan cemaat çevresinin sandığa gitmeme eğilimi çok daha gerçekçi bir tespittir. Asker ve polisin sandığa gitme oranı çok düşük düzeyde kalacaktır. Kısacası Dersimde bu dönem CHP ye giden oylar aşiret vs. oy olmaktan çok KILIÇDAROĞLU’nun oyları olarak değerlendirilmesi çok daha gerçekçi olacaktır.

Dersim Demokratik Halk Dayanışması adayı Ali TACAR’a gelince; Ali TACAR ideolojik bir siyasal yapılanmaya daha yakındır. Dersimin geleneksel değerlerini evrensel değerlerle ve devrimci  geleneğini devrimci mücadeleyle buluşturan ve öteden beri inatla bu görüş ve düşüncelerini hayata geçirmeye çalışan kararlı bir topluluk imajına sahip. Bu cephenin en büyük avantajı seçime yönelik çalışanlarının oldukça içten ve samimi olmalarıdır. Öyle ki tüm varlıklarını ortaya koymuş, külleri üzerinde var olmaya çalışmaktadırlar. Her kesimden çocuk, genç, yaşlı ve kimseler bu yapı içinde yer almakta. Hummalı bir çalışma sergilemektedirler. Halkın içinde, halkla birlikte ve birazda derinden ve mahalleden gitmektedirler. Hiç kimseyi kınamadan, hakaret edici davranış göstermeden gayet alçak gönüllü bir şekilde demokratik temayüllere göre yollarına devam etmektedirler. Dışarıdan ithal siyasi kişilik ve kimlikleri Dersime can simidi olarak getirmeyen tek siyasi hareket. Söz ve karar Dersim halkına ! demeleri karşılık bulması önemli bir seçim girdisi olacaktır bu kesim için. Oy tabanı örgütlü yapıları dışında, AKP, CHP ve diğer sol yapılara karşı kesimler ile kararsızlardan oluşmaktadır.

Birde dikkatimi çeken bir şey daha var ve o da bu kesimin halkı ziyaretlerde yabancılık çekilmemesidir. Halkın da bu kesimi “bizden” olarak algılamasıdır. Çalınan kapıya kim o sorusuna verdikleri cevap, ev sahiplerinin bunlar bizimkiler demeleri şeklinde karşılık bulması, bağımsız adayı sahiplenmeye işarettir.

Dersim halkı bu cepheyi yani bağımsız adayı yakından izlemektedir. Bana öyle geliyor ki, Kılıçdaroğlu gelip gittikten birkaç gün sonra CHP seçmeni eğilim değiştirebilir. Değiştirebilir, çünkü Dersim halkı yavaş yavaş CHP’nin Genel Başkanını değil de,  bir yerde yereldeki mevcut durumunu da gözetleyecek ve sorgulayacaktır. Bununla birlikte CHP’nin yereli sorgulandığında durum kendiliğinden farklı bir mecraya kayabilir. Öyle ki halk, CHP’dense Dersim Halk Dayanışması kadrolarını tercihe yönelebilir. Çünkü Dersim Demokratik Halk Dayanışması Dersimdir ve Dersim’de onlara şeklinde güçlü bir algı bulunmaktadır.  AKP ve BDP ye karşı bu kesime bir yönelme ve sahiplenme beklenmektedir.

Tüm bunlar değerlendirildiğinde yarış Demokratik Güç Birliği yani BDP ile Dersim Demokratik Halk Dayanışması yani Bağımsız aday Ali TACAR arasında en azından şimdilik  görünmemekte. Seçim soldaki iki siyasi hareketin her biri ile CHP ya da Kılıçdaroğlu arasında geçeceğe benzemektedir.  Buna göre net söylemek gerekirse, kararsız oylar ile CHP’nin tabanı bağımsız adaya yönlendirilir ya da yönlendirilebilir ise kesinlikle Bağımsız aday bu seçimleri alır. Eğer bunu başaramazlarsa seçimi CHP tüm olumsuzluklara rağmen götürür.Konjektör böyle. Yoksa Dersim’in gerçegi bu değildir. Seçim sonuçları CHP ye Kılıçdaroğlu nedeniyle yönelen seçmenlerin elindedir. Buna kararsızları da dâhil etmek gerekir.

Bağımsız adayın BDP tabanından oy beklentisi bulunmamaktadır. Bu nedenle BDP Bağımsız adaydan rahatsızlık duymamaktadır. Öte yandan, BDP’nin  de  bağımsız adayın  ve CHP’nin tabanından oy alma ihtimali zayıftır.  Dolayısıyla bir şekilde farklılaşmış iki sol siyasi kesim, demokratik bir seçim yarışı içinde bulunmaktadırlar. Her şey birlik değil onu da belirtmek gerekir. Çünkü neden birleşik olarak seçime girmiyorlar diye söylenenler ya da söyleyenler pek de o kadar değerli bir görüşü ifade etmemektedirler. Kılıçdaroğlu espirisi olmamış olsaydı, seçim Bağımsız aday ile BDP’nin arasında çok daha belirgin ve hararetli geçeceği rahatlıkla söylenebilirdi. BDP’nin bileşenleriyle oyları neyse bunlara bu dönem öğrenci oyu ekleyerek alabilecekleri oyu yaklaşık olarak hesaplamak mümkün. Bu oyların ise seçimi almalarına yeter mi, zor. En kötü koşullarda BDP Dersim’de ikinci en yüksek oyu alacağa benzemektedir.

AKP’ye gelince; AKP,  “yabancı oy” diye adlandırılan oyların yerelle sentezlenmiş oyları ile birlikte üç veya dörde oturabilir.  Buna göre AKP’nin şansı Tunceli Dersim’de çok zayıf bir ihtimal. O da ölmek mi dersin gibi bir şey. Dersimli olup ta AKP ye oy verir gibi görünen çok kişi bulunduğu rivayet edilir. Tahminim ilk üçe oturacağı yönündedir.

Sonuç yerine

Demokratik Güç Birliği,  anlaşılması açısından BDP Dersimde bu dönem kendi tabanının tamamını, kayıtlı öğrenci oylarının yarısının üzerinde bir kısmını ve diğer bileşenlerin ise önemli bir kısmının oyunu alacaktır. Öğrenci ve memur kesimi  (üniversite) bu seçimde artı bir eklenti ve avantaj sağlamış olsa bile, BDP’nin belediye başkanlığını alabilmesini zorlaştıran değişik faktörler bulunmaktadır.

Dersimde bu haliyle CHP,  Kılıçdaroğlu’nun hala var olan etkisini koruyabilirse, seçimi almaya en yakın parti. Koruyamazsa bu taban Bağımsız adaya, kararsızlarla beraber kayacaktır ve böylece seçim Bağımsız Aday Ali TACAR’ın lehine sonuçlanacaktır.  

AKP seçimi almaktan çok, alabilme umudunu her zamanki gibi korumaya devam edecektir. Oylarında önceki seçime göre kısmen artış olacaktır.

Dersim’de ilk kez seçim öncesi bir gazete köşesinde deneme mahiyetinde yazılan ve yapılan bu değerlendirme eksik ve fazlalıkları ile tartışmaya açıktır. Seçim sonuçlarını bi görelim, bakalım bu yazılanları ne kadar doğrulayacak ya da yalanlayacaktır. Bende çok merak etmekteyim. Sonuçta bu belirlemeler biraz gözleme ve biraz da tahmine dayanmaktadır.

Bu anlamda Dersimde seçimlerin demokratik bir ortamda ve dostça geçmesi, Dersime yaraşır bir süreç ve sonucun alınması herkesin temennisidir. Seçimler bittikten sonra burada herkes yine birlikte ve yüz yüze gelecektir. O nedenle şu ana kadar oldukça demokratik ve büyük bir olgunluk içinde geçen seçimlerin sonuna kadar böyle gitmesi tem menisi ile:

Dersim için en hayırlısı ne ise ve bu memlekete her kim bir çivi çakar ve hizmet eder yararı olacaksa o kazansın der;

Yaşanabilir bir Dersim için;

Tüm siyasi yapılara bu seçimlerde başarılar ve kolaylıklar dilerim.

Yakında ilçeleri değerlendirmek üzere…

Herkese ve herkesime sağlık ve güzellikler dileklerimle…!

Bu yazı toplam 3014 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim