• BIST 1.084
  • Altın 460,494
  • Dolar 7,3653
  • Euro 8,7151
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • Tunceli 18 °C

Kadın Platformu, Pınar Gültekin'in öldürülmesini protesto etti

Kadın Platformu, Pınar Gültekin'in öldürülmesini protesto etti
Dersim Kadın Platformu üyeleri, Pınar Gültekin'in öldürülmesini basın açıklaması ile protesto etti.

Muğla'nın Ula ilçesinde 5 gün önce kaybolan ve cesedi ormanlık alanda bulunan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin'in öldürülmesini protesto etmek amacıyla bir araya gelen Dersim Kadın Platformu, Seyit Rıza Parkı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

Kadın Platformu adına açıklamayı okuyan Nilifer Aktağ, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in, reddettiği erkek tarafından vahşi bir şekilde katledildiğini söyledi.

Aktağ, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Pınar Gültekin’in kaybolduğu ilk günden beri kaygıyla akıbetini sorduk Pınar’ın… Ses yükselttik bulabildiğimiz her mecradan. Çünkü; bu ülkede haber alınamayan kadınların başına gelenlerde hep bir ısrarlı takip, taciz, şiddet ve cinayet olduğunu biliyoruz. Çünkü bu ülkede her bir genç kadının canının tehlikede olduğunu Gülistan Doku’dan, Şule Çet’ten, Feray Şahin’den, Ceren Özdemir’den, Özgecan Aslan’dan biliyoruz…

Her gün can tehlikesiyle yaşamanın, “Acaba bugün hangi kız kardeşimiz şiddete uğrayacak, nereden bir çocuk istismarı haberi gelecek…” diye kaygılanmanın, öldürülen, işkenceye uğrayan, dayak yiyen, cinsel şiddete uğrayan kadınların haberleri dört bir yandan yükseldikçe kendi canından, bugününden, geleceğinden endişe duymanın ne demek olduğunu çok, çok iyi biliyoruz…

 

Bizler, neden susmamak gerektiğini Batman’da Şırnak’ta, ilimizde ardı arkası kesilmeyen, kolluk güçlerinin adlarının karıştığı ve valilik açıklamalarıyla faillerin masumlaştırılmaya çalışıldığı çocuk istismarlarından, Akpazar’da boşanmaya karar verdiği eşi tarafından kolu kırılan kız kardeşimizden biliyoruz!

 

Bu ülkedeki kadın cinayetlerinin büyük çoğunluğunun arkasındaki sebeple öldürüldü Pınar Gültekin de… “Hayır” dediği için, kendi hayatını kendi kararlarıyla şekillendirmek istediği için…

Biliyoruz ki bugün İstanbul Sözleşmesi’ni iptal etmek isteyenler, kadınlar kendi hayatları hakkında karar veremesin istiyorlar! Öldürülen, katledilen, şiddet gören, korkutulan, taciz edilen, yaşamı soldurulan, geleceği ellerinden alınan tüm kadınların vebali bu iktidarındır! 18 yıldır kadın cinayetlerindeki sistematik artışa seyirci kalmakla yetinmeyen, hayatın her alanında erkek egemen zihniyeti pekiştirerek kadın katillerini kollayan iktidarındır!

 

Kadınlar kadın cinayetlerine karşı acil önlem talep ederken, haklarının korunmasını, yasaların gereği gibi uygulanmasını isterken duymayan; cemaatlerin, tarikatların kadın düşmanı, gerici kampanyalarına kulak veren iktidarındır!

 

Kadına yönelik şiddetin en temel nedenlerinden olan eşitsizliği ortadan kaldırmak için devlete yükümlülükler veren İstanbul Sözleşmesi’ni iptal etmeyi tartışan, eşitliği yok edip yerine “fıtrat”ı dayatan, irşat bürolarıyla kadınlara itaat telkin eden, çıkardığı kadın paketleriyle kadınlar için muhafazakâr, itaatkâr, suskun, aile içine sıkıştırılmış, annelikle belirlenmiş bir yaşam kalıbı biçen iktidarındır!

Kadın düşmanlığını diline pelesenk edip, kadınları her türlü şiddete açık hale getirip, bu politikalardan güç alan erkeklere, kadınlara her türlü şiddeti uygulama “hak ve yetkisini” veren iktidarındır!

 

Kadın cinayetleri politiktir! Eşitliğin altının oyulduğu her yeni gün yeni kadın katliamları  ev içinde, sokakta, kentlerde yaşanmaya devam edecek! Pınar’ın, Gülistan’ın, Şule’nin, Feray’ın, Ceren’in, Özgecan’ın ve kaybettiğimiz nice kadınların hesabını soracağız…

İstanbul Sözleşmesi’ne saldırıların devamında 6284 Sayılı Şiddeti Önleme Yasası’na, nafaka hakkına, çocuk istismarını önleyen TCK 103. Maddeye, boşanmaların önlenmesi için getirilecek arabuluculuk uygulamalarına sıranın geleceğini biliyoruz.

 

Pandemi’yi bahane ederek meydanları kadınlara kapatıldığı, cinayetlerin önlenmesi için demokratik haklarını kullanan kadınların işkenceyle gözaltına alındığı, katilden “Cemalimiz” diye bahsedildiği bir düzende İstanbul Sözleşmesini tartışmaya açmak kadın cinayetlerine ortak olmaktır. Devletin görevi Sözleşme’yi tartışmaya açmak değil canımızı korumaktır. Ama bugün bırakın canımızı korumayı, haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıktığımız için işkenceyle karşı karşıya geliyoruz. Yasaklar canımızı korumuyor!

 

Artık yeter, sıramızı beklemiyoruz! Kadın katliamlarına, kadınların haklarına yönelik saldırılara karşı başta kadınlar olmak üzere tüm toplum kesimlerini sesini yükseltmeye, mücadeleye ve örgütlenmeye çağırıyoruz.”

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim