• BIST 92.639
  • Altın 231,817
  • Dolar 5,8288
  • Euro 6,6822
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C
  • Tunceli 17 °C

İSTİKLAL SAVAŞINA DOĞRU

ADİL YETER

Osmanlı’ya karşı duyulan bu düşmanlık ve nefret; Bektaşileri ve töre yolcularını biribirilerine yaklaştırmış ve yapılan mücadele, İstiklal savaşına ve hatta günümüze kadar süregelmiştir.Buna karşılık Osmanlı’ya dönen kesimin İstiklaliyet kavramının anlamını bütünüyle kaybetmiş olduklarını ve atalarının yollarına karşıt bir tutuma girdiklerini İstiklal savaşı günlerinde açık ve belirgin bir şekilde görmekteyiz.

İstiklal savaşına giden günlerde, birbirlerinden kalın bir kültürel çizgiyle ayrılmış durumda bulunan Osmanlı ve Türk halkı kesimlerinin davranış farklılıklarını, Baki Öz şöyle değerlendiriyor.

Genellikle İngilizci Padişah-Halifeci çevreler sünni kesim arasından çıktı.Halifeliğe, saraya ve bu yolla İngilizlere yakın çevreler sünni toplumdu.Şeriatçı sünni topluma yakınlığı sağlayan çimentoydu.

Bu nedenle sünni toplumun büyük ÜMETÇİ anlayışta kalarak ulusal savaşıma ilgisiz kaldılar.Dahası da, Osmanlı Sarayının kışkırtmasıyla (İstiklal) karşı savaşım içerisine dahi girdiler.İç ayaklanmalar çoğunlukla "şeriatçı isteriz, Mustafa Kemal dinsiz, İslamlığı kaldırmak istiyor" sloganlarıyla ortaya çıkıyordu.

İslamın halifesi ulusçuluk-bağımsızlığı düşman ilan edip bastırma yoluna gidince, sünni toplumda yüzyıllardır bağlı olduğu, sürekli yanında yer aldığı padişah halifesini izledi.Kurtuluş savaşına yeterli ilgi ve katılımı göstermedi.Katılım ancak padişah-halifenin “hainliği”nin mahkum edilmesinden, Ankara yönetiminin otoritesini koymasından, düşmanın fiili işgalinden, Ankara yönetiminin işgalcilere karşı baskın duruma gelmesinden sonra oldu.

(Not:Kurtuluş savaşında Alevi Bektaşilerin düşünceleri neydi.)

Devrim günlerine dönüp bakıldığında, M.Kemal gözü ile devrim için en büyük tehlike olarak Osmanlı döküntüsü “Ulema” adı altındaki cahil, ama toplumun sünni kesimi üzerinde etkili olabilen ve baskı kurabilen zümre gözükmekteydi.

M.Kemal “Ulemayı ve gerici din adamlarını Türk Devriminin bağrına saplanmış kara saplı bir cok olarak görüyordu…

20.3.1923’te Atatürk Konya Türk ocağında şöyle diyordu; Ben kişisel olarak onların düşmanıyım, onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim kişisel imanıma değil, yalnız benim amacıma değil, o adım benim ulusumun yaşamıyla ilgilidir.O adım ulusumun yaşamına bir kasıt, o adım ulusumun kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir.Benim ve benimle aynı görüşlü arkadaşlarının yapacağı şey, mutlaka ve mutlaka o adımı atanı tepelemektir.Eğer bunu yapacak yasalar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam yine tepeler ve yine öldürürüm.Aklıma gelmişken kurtuluş savaşında Alevi Bektaşiler nedir, ne değildir;

Cevabını verirsekİ Padişahçı, ümmetçi, şeriatçı kesimin bu tutumlarına ve Atatürk düşmanlıklarına karşılık Anadolu’da Alevi-Bektaşi-Kızılbaş diye adlandırılan halk kesimi Atatürk’e ulusal kurtuluşu sağlayacak gerçek bir önder olarak umutla karşılamış ve kucaklamışlardır.Buna bakmak lazım.

Atatürk ve kadrosunu Amasya’da karşılayan grupta Hacı Bektaş celebisi Cemalettin Efendi de vardı.Sivas kongresinde Alevi ileri gelenleri Atatürk’ün yanıbaşında oturmaktaydılar.

Bu yazı toplam 298 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim