• BIST 104.595
  • Altın 228,770
  • Dolar 5,4631
  • Euro 6,1893
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C
  • Tunceli 4 °C

KÖYE DÖNÜŞ ÖZE DÖNÜŞTÜR

Ergin DOĞRU

Doğa ve insan yaşamı bir birini bütünleyen, iç içe geçmiş vazgeçilmezlerdir. İnsanın doğayla birlikte yaşamasının en kolay olduğu yerler ise köylerdir. Köy yaşamı, insanın doğa ile beraber ürettiği ve kültürünün kişiliğinin şekillendiği en küçük yerleşim birimidir. İnsan köyünden koptukça aslında üretim ilişkilerindeki değişim, kapitalist modernist yaşam dayatması ve diğer faktörler ile aslında özünden uzaklaşarak kendine ve içerisinde yaşadığı topluma yabancılaşır.

Egemenler Kürdistan’daki kendi politikalarını rahatça uygulamanın ilk adımı olarak hep köyleri boşaltmak ve insanları özlerinden, doğadan uzak alanlarda yaşama mecburiyetinde bırakmışlardır. Egemenlerin bu politikası bir yanıyla insanları üretimden koparıp asalaklaştırma ve bunun üzerinden kişiliksizleştirme amacı güderken diğer yandan tekçi zihniyetin hizmetine sokacak olan dil, inanç, kültür asimilasyonu anlamına gelmektedir. Bunun için köyden uzaklaştırma ya da zorla çıkarma kimilerinin sandığı gibi “şehirleşme-modernleşme “ değil, egemenlerin çok yönlü politikalarına hizmet etmektedir.

Kürdistan’da olduğu gibi Dersim’de de köy yakma, boşaltma ya da ekonomik olarak göç ettirme, devlet politikasıdır. Dersim’deki köylerin boşaltılması adeta yaşamın, üretimin durdurulması gibi olmuştur. Bir devlet politikası olarak cumhuriyet döneminden bu yana kullanılan bu terbiye ve asimilasyon hareketi ile Dersim bitirilmeye çalışılmıştır.

Dersim 38 soykırımını hatırladığınızda, kızıl katliamın sonrasında sürdürülen beyaz katliamın bir ayağı da köylerin boşaltılarak, sürgüne gönderilmesi, köklerinden koparılmasıydı.60-70’ li yıllarda bu sefer yoksullaştırma ve açlıkla terbiye etme politikası sonucu ekonomik göçle köyler boşaltılmıştır.80 ‘lere gelindiğinde ise faşist darbenin etkisi ile köyler yaşanılmaz olmuş ve göç yollarına düşülmüştür.90’ lı yıllarda tüm Kürdistan’da olduğu gibi Dersim’de de köyler yakılmış boşaltılmıştır. Anlaşılacağı gibi devlet Dersim’de yaşamın doğal akışına sürekli müdahalede bulunmuş ve köyler üzerinden politikalar uygulamıştır. Bu şekilde Dersim’de egemen politikalar başarılı kılınmıştır.

Kabul etmeli ki bugün Dersim’de dil sorunu yaşıyorsak, inançsal asimilasyon varsa, ciddi anlamda kültürel erozyon ve yozlaşma tehdidi söz konusuysa bunda devletin köy politikasının ciddi etkisi vardır.

Yine Dersim’de ekonomi çökmüş, üretim bitirilmiş ve kent sadece hizmet ekonomisine dönmüş ve yoğun bir tüketim üzerinden ayakta duruyorsa, bu köylerdeki yaşamın bitirilmesi ile alakalıdır. Köylerin zorla uzaklaştırılan insanlarımız şehir merkezinde birikmiş ve üretimden koparılmıştır. Hiç bir üretim içerisinde olma şansına kavuşamayan insanlarımız dışa bağımlı halde yaşamak zorunda kalmıştır. Dersim merkezindeki sigortalı insan sayısı önemli bir göstergedir. Yine Dersim’de üretime dayalı tek bir fabrika olmayışı da ekonomik olarak çökmenin göstergesidir. Oysa şehir merkezinde yaşamak zorunda bırakılmış insanların birçoğu köylerinde bir şekilde üretim ilişkisinin içerisindeydi.

Dersimde köy yakmaların sonrasında adli olaylardaki artış oranı da üretimden kopuk olan bir toplumun ruh halinin göstergesidir. Üretmeyen insan açısında yaratılan bunalım ve kişilik üzerindeki tahribatları herkesin malumudur.

Dersim’de doğamız sularla boğulmaya çalışılıyor, dağı, taşı kazılarak maden aramacılığı teşvik ediliyorsa, siyanürlü altın zehri doğanın yüreğine sızdırılıyorsa bunun boşaltılan ve insansızlaştırılan köylerle bağı vardır. Zira bu doğaya sahip çıkacak olan köylü kalmamıştır. İnsansızlaştırılmış bölgelerde sermaye pervasızca doğanın talanına yönelmiştir. Sermayenin bu saldırısına karşı direnecek olan, toprağını savunacak olan köyler boş olunca bu kesimler rahatlıkla kirli faaliyetlerini sürdürmektedir.

Egemen anlayışın insansızlaştırarak bitirme politikasına karşın bizlerin görevi ise yaşamın yeniden kurulmasıdır. Bunun yegâne yolu ise boşaltılan köylerde ocakların yeniden tütmesi ile mümkündür. Köye geri dönüşler bir yönüyle de öze dönüş anlamına gelmektedir. Köylerde yeniden inanç asimilasyonuna karşı cemlerin tutulması, toplumsal dayanışmanın örülmesi anlamına gelecektir.

Köylerde yaşamın yeniden canlanması doğaya sahip çıkmanın adı olacaktır. Sahipsiz görülen ve her karışı sermaye tarafından peşkeş çekilmesine direnecek olan insanlarımız ile dolu olan köylerdir.

Köylerin yeniden dolması ve üretime katılması, üretimden kopuk toplumsal cinnet konumuna gelmiş toplumun yeniden kendi değerleri ile buluşmasını sağlayacaktır. Oluşturulacak köy komünleri ve kooperatifler üzerinden insanlarımız toplumsal dayanışma ve paylaşımı öreceklerdir.

Özcesi Dersim’de yaşamın yeniden canlanması, dil, inanç, kültür asimilasyonun son bulması slogancılığı aşmış yaşam içerisinde pratikleştirilmiş olan köye geri dönüş programları ile mümkündür.”Köye geri dönüş öze dönüştür” gerçeği ile metropollerde ve diasporadaki Dersimliler yeniden topraklarıyla buluşmalı, Dersim’e sahip çıkmalıdır.

 


Ergin DOĞRU

dogru_ergin@hotmail.com

Bu yazı toplam 2764 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim