• BIST 101.858
  • Altın 260,509
  • Dolar 5,6821
  • Euro 6,3727
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 26 °C
  • Tunceli 30 °C

Toplumsal Hafızaya Kısa Bir Not: 15-16 Haziran Olayları

Servet GÜN

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90 yıllık kısa tarihi, toplumsal olaylar bağlamında oldukça uzun hatta hiç bitmeyecek bir anlatıma konu olabilir. Bu uzun anlatılarından biri de hiç kuşkusuz tarihe işçi direnişi olarak geçen 15-16 Haziran olaylarıdır.

15-16 Haziran Olayları, 1970 yılında İstanbul merkez olmak üzere çeşitli illerde Sendikalar Yasa Tasarısı’na itiraz eden ağırlıklı olarak DİSK’li işçilerin katılımıyla gerçekleşen görkemli mitingler ve dönemin iktidarı Adalet Partisi’nin (AP) mitinglere müdahalesini anlatır.

15-16 Haziran Olaylarına giden sürecin ipuçlarını AP’li Çalışma Bakanı Seyfi Öztürk’ün Türk-İş’in Erzurum Kongresi’nde yaptığı konuşmasında yakalamak mümkündür. Bakan, konuşmasını izleyen günlerde yapacakları kanun değişiklerine dayanarak, Kongre’de “yakında DİSK’in canına ot tıkayacağını” müjdeliyordu. Konuşmayı izleyen günlerde DİSK ve bağlı sendikaların “canına ot tıkayacak” olan Sendikalar Kanununu değiştirecek tasarıyı meclise sunacaktı. Tasarı, sendikaların Türkiye çapında çalışabilmeleri için kurulu bulunduğu iş kolunda çalışan sigortalı işçilerin en az 1/3’nü üye yazmış olmasını öngörüyordu. Tasarı ayrıca Anayasa’da bir hak olarak tanımlanmayan lokavtı yasal düzlemde meşrulaştırıyordu.

Hem Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ilkelerini ve kararlarını çiğneyen hem de “özgür sendikacılığa” yaşam hakkı tanımayan dahası sendikal mücadeleyi Türk-İş’in tekeline bırakan tasarı ilgili komisyonda hızla geçti. 274 Sayılı Sendikalar Kanunda köklü değişikler getirecek olan ilgili tasarı, “ülkede güçlü sendikacılığı doğuracağı” gerekçesiyle Tük-İş tarafından sevinçle karşılandı.

DİSK Yönetimi, tasarının “tekelci sendikacılığa” zemin hazırlayacağını anlatmak üzere DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in başkanlığında dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Başbakan’ı Süleyman Demirel, CHP genel Sekreteri Bülent Ecevit ve diğer devlet bürokrasisiyle görüşmek üzere bir heyet oluşturup birkaç görüşme yaptıysa da tasarının kanunlaşmasını engelleyemedi.

Bunun üzerine 15 Haziran’da İstanbul, İzmir, Ankara ve Kocaeli’de DİSK’in örgütlü olduğu işyerlerinde toplantılar yapıldı ve işçiler işyerlerinden çıkarak yakın fabrikalara yürüyerek diğer işçilerle birleşip görkemli protesto gösterileri düzenlediler. Bir gün sonra 16 Haziran’da ağırlıklı olarak İstanbul’un ilçelerinde fabrikalardan çıkan DİSK’e bağlı işçiler bu kez Taksim’e uzun yürüyüşe başladılar. İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakasından ve Gebze’den 75 ila 100 bin arasında işçinin yürüyüşe katıldığı dönemin gazetelerince yazıldı.

Sonuç olarak, 15-16 Haziran olaylarını dönemin Başbakanı Demirel tarafından “ayaklanma” olarak nitelendirdi ve 16 Haziran’da İstanbul ve Kocaeli’de sıkıyönetim ilan edildi. Eylemler sırasında ve sonrasında 4 işçi hayatını kaybetti. Olayları izleyen günlerde CHP ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Cumhurbaşkanı’nca onaylanan ve yürürlüğe giren ve bir direniş öyküsü yaratan yasaya karşı Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı ve nihayet, Anayasa Mahkemesi yasayı anayasaya aykırı bularak iptal etti.
Kimlik ve kültür siyasetinin hayatımızı sarmaladığı bu postmodern günlerde bir sınıf tavrının hatırlanması ve anlaşılması dileğiyle… 

Yrd. Doç. Dr. Servet GÜN

Tunceli Üniversitesi
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi
Çalışma Ekonomisi Bölüm Başkanı

Bu yazı toplam 7480 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim