• BIST 90.787
  • Altın 255,592
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 16 °C
  • Tunceli 17 °C

Mina’nın Ruhu Rozeri’nin Kalbinde Yaşıyor...

Şafak ÇELEN

Bu hikaye, ruhunu özgürlüğe, bedenini ise kaskatı duvarların ardına bırakılan Rozerin’in hikayesidir.  Türkçe’de kızıl güneş anlamına gelen Rozerin aslında isminin bütün özelliklerini bağrında taşıyan genç bir Dersim kadınıdır. Tıpkı ismi gibi kızıla çalan upuzun saçları güneş gibi parlayan yüzüyle insanlığa umut ışığı taşımaktan bıkmayan bir kadın...

İşte Rozerin’in hikayesi...

Bu yenidünyada insanın uykusu bile çok farklı oluyor. Aslında buna uyku demek doğru değil. İnsanın bütün bedenini uyuşturan karanlık ve derin bir düş denizinde yüzmek gibi bir şey bu...

Tarih 28 Mart günlerden Pazartesi ve yepyeni bir haftanın başlangıcı. Rozerin, doğan güneşin ilk ışıklarıyla sarmaş dolaş olmuş ve çılgınca esen beyaz dağ rüzgârlarıyla düşlerinde bile hayal edemediği masmavi bir gökyüzünü ve birbirini kovalayan bulutların altında. Fakat bedeni esir ve bir avlunun tam ortasında. Birden bire gözlerinin önüne siyah bir sis perdesi geriliyor Rozeri’nin. Daha biraz öncesine kadar göz kamaştıran doğanın bu eşsiz güzelliği şimdi bir gölge siluetiyle cansız cansız parlayan yıldızların siyah beyaz karışımına dönüşüyor. Bedeni kaskatı kesilmiş.  Birbiri ardında gerçekleşen bu dramatik tabloyu şu sözlerle özetliyor Rozerin;

“ Sanki derin bir hüzün kemiriyordu ruhumu. Uçurumun kenarında ölü bir deniz ile karşılaşmak gibi birşey bu. Zira hayatım boyunca yaşanmışlıklar dizisi bana sonsuz düşünceler esinledi. Bütün bedenimi bu kaskatı duvarların ortasında hapsetmeyi başaranlar, özgürlük aşkı ile alev topuna dönüşen kalbimi unuttu. Hemen derin bir düşünce sardı beynimin her yanını. Bir yaprak, bir ömür, bir yaşam ve arzularım diyerekten. Daha sonra kendimi usulca avluya bıraktım. Etrafı dört duvarla çevrili, üstleri dikenli tellerle bezenmiş kaskatı duvarların tam ortasında buldum kendimi. Yeryüzünün kaderine razı olan sessizliğini parçaladıktan sonra inceden voltaya koyuldu kaskatı kesilmiş bedenim. Zalim Dehak’ın demirci Kawa tarafından nasıl yok edildiğini düşündüm. Romayı yakan Neron’un kadim sonunu...  Yüreğimin derinliklerinde başkaldıran ruhumun sesiyle haykırmak geldi içimden;

Sizi gidi cellatlar sizi!

Kan gizli kuyularda gizlenen vampirler!

Mina’nın büyük bir uğultuyla yükselen sesini duyun!

Bin yıllardır savaş ganimeti olarak gördüğünüz genç kız ve kadınların bedenlerine sürülen kirli ellerin hesabını sormaya geliyorlar!

Namluların kör kurşunlarıyla çığlık çığlığa toprağa düşürdüğünüz bedenlerin hesabını sormaya!...”

Soluk soluğa süren bu kızgınlığın bir nedeni vardı. Bir süre yutkunduktan sonra kelimelerin boğazına düğümlendiğini fark ettim. Biraz öncesine kadar heyecan dolu bu kadının şimdi konuşamayacak duruma geldiğini anladım. Masada duran bir bardak suyu içtikten sonra ayağa kalktı ve  “ Yaşamda herşeyin bir bedeli vardır. Özgürlüğün de bir bedeli vardır. Bu bedeli göze alacak yürek ve duygu gücünü yakaladığımızda özgürlüğe bir adım daha yaklaşmış oluruz” dedi. Aslında haklıydı. Bu acı tablo Rozerin için oldukça ağır ve asla kaldırılamaz bir yükü temsil ediyordu. Bu hayatta her şeyin bir bedeli olmak zorundaydı. Özgürlüğün bile...  

Şimdi Haklı olarak bu hikâyenin kahramanı nerede diye soracaksınız? Zarife gibi direniş kokan, Bese gibi onur abidesi bu Dersim kadınını hayatım boyunca özlemle anacağım....

 

Bu yazı toplam 5570 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006-2018 Dersim Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 (428) 212 10 16 | Faks : 0 (428) 212 10 16 | Haber Scripti: CM Bilişim